yıkılmış bir duvar farzet

yıkılmış bir duvar farzet
önünde insan toplulukları
dışkısını bile içebilecek durumdaki küçükler
kuytu bir bölmenin içinde yanan ateş
ve siyah boya kutuları
bali torbaları, broşürler
gereksiz erotik mağaza kagıtları
birtek saçmalamaya kafası çalışan garipler
acınan garipler, başkalarına acıyan garipler
çeşit çeşitlilik.

yıkılmış bir duvar farzet
dünümde bıraktığım yüzlere sor
mert kimdir, kim kimin değildir
kimi kimle seviştirdiğinde kim gibi biri çıkabilir
silgi gibi tükenen bi mekanızmanın adı din(mi)dir
korkma, bunları sadece içinde giyindir
birine iletme bu vasıflarını yoksa göreceğin dibindir
korkunun ecele faydası yok değil maalesef ölüm birdir.

yıkılmış bir duvar farzet
cümlemde bıraktığım lekelerle harp et
kalemden kılıç olmaz yalan bunlar
söylenen ferid olmadıkça münferittir
kelime bilmeyen tılsımı zaten hiç yakalayamadı ki
yakalamakta umrunda değil ama ailen böyle ögretmedi sana
sene ikibinlerde ise her çocugun olur bi haykırma dönemi
benim 10 yaşımda olmuştu
seninse haberin olmadan parayla girdiğin ilk cinsel arzunun şevklerindeyken olabilir.
kalabilir içinde.

yıkılmış bir duvar farzet
sevgilini beklerken attığın çizikleri attığın duvarı
gitmiştir, belki sende gitmişsindir
deprem bir çok insanı alabiliyor, aldıda
alacakta.
alacakaranlıkta çektiğim bir dizi gibi
bıçaklar kasaturalar görüşmeler adam toplamalar
hepsi bi nazma sığabilir hepsi bir tren yolculuğunda yazılabilir
serbest bi kelime arşivi gereksiz boş yere savrulabilir.
aşk seni kavurabilir, kaşıkla kolayca şekil alabilirsin
kızlar seni cezbedebilir paran olur evin olur
ama depremde olur.

yıkılmış bir duvar farzet
hayatını bağladığın gitarın ezilmiştir arkasında
odanın sağı ve solu kalmıştır
seçeceği(m) taraf soldur çünkü ders programı(m) ordadır
geleceğim ordadır programım takvimin arkasında gizlediğim eroinim
sıkılmış bir barut kovanından kolye yapma
heves değildi büyük zevkti ve satılan örme bileklikler begenildi
istendi
seçeceği(m) üç şey kagıt kalem ateşti.

yıkılmış bir suret farzet
frenk tablosuna aktarılmış bir kadın sureti
bizimkilere benzemez gayet sessiz
susamış gibi dudakları olan kaşları kendinden şekilli olan
kanlarında gezen gayrimüslim kanına duyulan nefrete gerdiği göğüsleri olan
gerektiğinde kellesini bile kestirebilecek cesarette olan
ve enteresan müzikler dinleyen sevgiliye aşık olamayacak kadar herşeyden uzak.
fışkıran bir şarap gibi kırmızıya doymuş yanakları
vücudu, iyi niyetli bir yumuşaklıkta durağanlamış gülüşü
ve kimilerince hor görülüp arkasından küfürlenen suret.