üzerime

Beynimi sarıyor mahmur mayhoş anıların perderpey.
Dikkatimi daha bi sana itiyor,
Daha bi külfet veriyor ciğerlerime.
Abanıyorum beynime fışkırsın,kurusun…
Zıpkın gibi oluyor dımdızlak vücudum,
Yumruklarım sebep oluyor terlememe,
Duşa girip aldanıyorum, saç diplerimi yakıyorum.
Kuyudan kan çekiyor gözlerim
Her ağlayış her gözlerimin kızarışı ayrı bir mecaz açıyor zihinlerinde.
Ayrı bir telaş beliriyor benim ölümümden ürken hislerinde.
Kapalı kapılar tereddüt onlar için,
Sivri kalemler, azimli tıp neşterleri, bıyık makasları ve bilumum keskinleşebilen her madde.
Kendimden bazen kendinden ürkmesini istiyorum,
Duygusala akor basıp bileklerimde solo atıyorum.
Prematüre bir dolunayla yok oluyor tüm sıkıntım,
Tam gözlerime vuran o ılık aydınlık baygınlığım oluyor,
Nefes alıp nefsimi eziyorum bu ölümü dolunayla bağışlıyor ve erteliyorum.
Bazı günlerde geri dönüşler kanışlara kayboluşlara neden olur
Onlar için bu çok hissedilmez bir durum
Çünkü gülücük benim alfabemde maske olarak anlam buluyor
Hıyanet ise bana uyguladığın bu baskıya karşı koyuşum oluyor.
Tecavüzün yeri,zamanı ve yaşı olmadığı gibi,
Tom Amca’nın o küçük kalın kitabunda verdiği ırk savaşı gibi,
Ve son günlerde dinlediğim şarkıların hepsinin karanlıktan yakınması gibi,
Muallakta kalmış bir teveccüh ve sıfır sahiciliğe sahip bir denge bu.
Alışılagelmiş korkuların(ız) aslında korkularımdan çok az,
Çünkü sen,sen,o ve ötekiler bıçkınla sözde üzmemek için üzerime geliyorsunuz.