toprak

sorun konuştuklarımız değil, konuşmadıklarımız.
hep içimize attıklarımız yüzeye çıksa ve onlar konuşulsa aslında asıl olacak.
benim utanacak hiçbir şeyim yok hatta çoğu insana normal gelen ve yaptığında böbürlendiren giriş çıkışlar bile yapmıyorum.
bunu söylerken şu cehalete de inanmam her şey zamanında.
zamanını sikeyim senin dünya zaman dediğini zaten sen yaratmışsın yokmuş ki.
ben şu an ölmek istiyorsam ölürüm izin almama gerek yok senden.
veya ben bugün şu an çıkıp koşmak istiyorsam koşarım.
öpüşmek istiyorsam öpüşürüm sevişmek istiyorsam…
aynen dediğim gibi sorun konuştuklarımız değil, konuşmadıklarımız.
sen kendinde hiç bulunmayan zevkleri benim üzerimde sorgularsan ve öğrenirsen benim de o zevklere tereddütle yaklaştığımı öyle köşeye sıkışır kalırsın.
iki çıkmaz bir sonuca varmaz bu yüzden zaten zıt kutup mevzusu bahistir çoğu zaman ilişki nasihatlarında.
neyse aslında yalan dolan dört bir yanımız şu yaz sıcağında ankarada olmam bile yalan dolan.
bu yazdığım bi saat öncesinde konuştuklarımız geçirdiğimiz bu zaman hepsiyalan dolan.
tek gerçek doğduğum tek gerçek sahip olmadan tam istediğime öleceğim.
yaş ilerledikten sonra değişiyorsun falan hikaye çocuğun aynı konuma gelmesin diye yine yalan söylüyorsun.
halbuki dobra dobra söyleyeceksin.
oğlum/kızım aklın eriyor artık bu dünya kısır bir döngü yaşayanları ölenleri gülenleri sevişenleri öldürenleri içinde barındıran bi akvaryum.sen şu an bi çakılsın sadece.bakterilerinden üreyecek çoğalacak ve balık olacaksın.büyük küçük yiyecek güçlü zayıf öleceksin.
haydi takkeler cenaze ilanı.
haydi suskunluğum toprak zamanı.