the world is turn every season

Gözlerimde bir sahne vardı o gece aynaya baktığımda.Ve o an bu cümleyi aynı anlamda “Bir sahne vardı o gece aynaya baktığımda gözlerimde.” şeklinde düşünmüştüm.
Gözlerim her zamanki gibi kısık bakıyordu bana.Suratım bir asık bir asık değil kasedini sardırıyordu.
Ve o içe doğru daire şeklinde oyulan teybin en solundaki tuş beni silmeye çoktan başlamıştı.
Yukarıda olan ellerim başlamıştı silinmeye, omuzlarımdan kasıklarıma doğru bi slalom vardı adeta.
Ve ayak parmaklarıma geldiğinde yok oluş o çok değer verdiğim kafam alaşağı olmuştu planöre yatan martılar gibi.
Düzensiz yaşayışın düzenli kurgularıydı bunlar, gün içinde anlam veremeyip kalakalışlarım, ani boyun çıtırdatmalarım ve her ne kadar spastiğe benzesemde düşlerken varolmayan senle sevişmelerim…
Kendimi koruyamıyordum; o gün o sabah hissetmiştim bunu.Bir kavgaya tutuşsam iki yumruk; ötesi, hırsıma sinirime yenilişim olacaktı.Sahanın etrafında attığım turların bile hesabını yapamıyordum bazen.Sahaya girip başlangıç yaptığımda bir diyordum aynı noktaya döndüğümdeyse iki diyordum.Evet bunu bile karıştırıyordum.
O piknik masasında bir adam uyuyordu, şu iki adam her sabah o sokak köpeklerini nereye götürüyordu,bu kırmızı tosbağayla gelen şortlu, kafasının beyin löplerinin çarpıştığı noktası kel olan amca o iki köpeğin tekini tasmalıyordu.Ve en çok da sen oluyordun senin kim oluşunun belirsizliği oluyordu.Bağırıyorum Türkçe saçmalık, yardım et tanrım.Düşünüyorum ingilizce bullshit, god help me please.
Kendimi konuşturmam lazım yoksa bu işin sonu yok.Herşeyin herşeyim olması ve herşeyimin yalan olması çok tehlikeli.Başarı avuçlarımda tuttuğum bir buçuk litrelik dolu su şişesi gibi başarının dorukları ise o suyu içerken ağzıma gelen buz parçaları gibi.Çalışmak bir ömür boyu çekilebilir değil.
Gardırobu açtığımda sen çıkıp sarılmalısın ki her sabah mutlulukla işte o zaman eylemin adı iş bırakmak olabilir.

Karanlığın içinde bir dansı bana lütfeder misin ?

Aç kedilerin katliamıyla karşı karşıyaydım.Kanatları uçuşuyor üç beş kedi onu parçalıyordu.Bir parça koparan kömürlüğe iniyordu eski mazgalın boşluklarından.Bugünün ilk telafisizliğiydi, sabahın köründe bankta uyumaları hoşuma giden küçük kara kedilerin karşılığı duygularımda (artık) nefretti.Yukarılar duş seansları ve yavaştan soğumaya başlayan temiz kokan hava akımları.Ayaklarım üşüyor artık camı açmayabilirsin.Evet tam olarak annemin de duymak istediği buydu.Bir enfeksiyon gibi zaman bolluğu vardı.Aşırıya kaçan terkedi(li)şler gibi,istemediğin halde sofranda hindi bulunduran zihniyet gibi ve tam uykumu aldığım vakit de davul sesleriyle uyandırılmak gibi.
Acımasız insanlar; niye sevmeyeyim 2008 yılının Eylül ayını, niye içmeyeyim bu tarihlerde ve niye yardım etmeyeyim kapıcı çocuğuna, sevmesemde ramazan davulcusuna.Maksadım bu değil rasyonelsizliğimi bi üstünlükle bi gösteriyle sergilemek değil.Bunları herkesin bilmesi bilip ona göre insanları yargılaması.Bi rakı alırken kaşlarımı çatıp “Ne var !” tavrında olmak istememem.Tarih gibi bu geçmişe dayansa da bitsin istiyorum.

Karanlıkların bazıları için aydınlık olduğunu biliyor musun ?

Gülün dikenini sen bana gönder diyordu bir abim adı bende kalabilir, isteyen ise google da aranabilir.
Çok ihtiyaç duyardım bu şarkıya eskilerde, şarkının uzun oluşu, yavaş okunuşu çekerdi beni.
Aşırı derecede iskelet hastalığı vardı bazı filmlerde gördüğünüz gibi.Severdim kalbi söküp ciğeri oraya takmayı.
Ve içmezdim küçükkende süt doğru düzgün.
Bunlar neydi acaba yolda ani vuran baş ağrıları mı yoksa yüzerken birden giren kramplar mı.
Tereddüt her aşamada vardı düne döndüğümde çok çok önceye döndüğümde bile vardı.
Çok boşluk da yoktu aramızda ama senin iki adımın benim bir adımım ediyordu yinede.
Yanına dogru çekilişim bir dost tarafında ekilişim anlamına geliyordu çünkü kaç kere demiştim bunu ona yapmaması konusunda.
Pek bi amerikan repliklerine benzede bende farkındayım ama inan senin aklında bunun bulunmadığından da bir o kadar eminim.
Yüzerdim ya bende eskiden ama hiç olmadı kapalı havuza girişim hep açıktım hiç kapanmadım bilumum dini kız isimlerine sahip kızlara rağmen.
Hangimiz hayatla ölüm arasındaydık hangimiz bi ekran karşısında umut beklemedi ve hangimiz eli cebinde gezmeyi sevmezdi.
Ben aşırıydım her mevzuda o dansçı kız gibi yapmadım belki ama kendime kimseye göstermeden yaptığım o kadar çok şey vardı ki.
İnanılmaz aşılar denedim; sakın inanmayın bana aşısını vurdum kalçalarımdan saat 2.yılı 5.ay geçerken.

Karanlık olursa şayet bu bahsettiğim bahçe(m)de bilesin(iz) ki ekranın sağındaki saat yok olmuştur.