sus payı

Sus payım sarılıp dolaba kaldırılmış, herkese bir yanıt vermem gerekiyormuş gibi hissediyorum.Arasında kalınan iki yolun adı olmaz bazen ama soru işareti koymak da çok anlamsız kaçar.Çünkü bilmen gerekeni öncesinde tatmış olmak onu bilmediğinin arkasında durup kendini savunmanı gerektirmez.Düş dersen parçalı bulutlara akar gider oluk oluk.Telafisi olmayan davranışlar içine girmeme gayreti gerekli.Bu gizlilik beni aşmadan acilen bir imza bulmam lazım.İçinde soyumu bulunduran ve eskilerin el yazısıylan.

Kısa kısa da olsa sesi birden kapatmak her zaman için iyi değildir.Nasıl uyurken açılan ışık gözüne giriyorsa tavizsiz, sesler de öyle aniden dinmiyor insan içinde.Doğallık, doğal yaşam veya doğal hayat dedikleri herşeyi tatmak zorluğa tamam demekse gerçekten çiğ bir sunilikte yaşıyoruz.Devamlı devamlılıktan bahsediyoruz en basitinden neslimizi -aynı soyaddaki sürekliliğimizi- devam ettirmekten, hiç de zor değildi bu ta ki o sus payını dolaba kaldırana kadar.

Yaşantılarım içinde susmadığım birkaç tane vardı.Hep geçimsiz hep saygısız anılırdım.Anılarda var olur ama anılarımda varolan insanların akıllarında yokolurdum ya da derin ve unutulmak istenen bir kişi.Demem o ki değil susmak kabahat çoğu zaman sürekliliğe önayaktır.Somut olarak durgunluğa eş gösterilse de harekete-devinime- ivmeyi verendir.