pol-yan-na

bir de şu var, sabah sokağa çıkıp koşası var geceden.tekrar tekrar yeniden başlamak diyete.seçilmiş kelimeler ve kalıba oturmak var.dün o kadar kalabalık kalktık ki birimiz tuvalete birimiz mutfağa birimiz temiz havlu dolabına.sonra hepimiz aynı caddeye çıkan farklı sokaklara ve aynı müdüre çalışan farklı departmanlara.ömrünü siken bu yalancı sabahın, silahıma kurşun olacak kırmızı ışıkta geçen kadının ve ne olursan ol insan ol mantığının beşiğindeyiz.yukardan aşağı müzikte bir nota, soldan sağa varlık.müzikte bir nota “mi”yi herkes bilir ama varlığın mal olduğunu kimse bilmez.seni sömürür.seni savurur.seni sallar.orta malı olmanın eşiğindeyiz.deprem olur panikleriz, kitap okur çekingeniz, suç işler iyimseriz, ters giyer gülümseriz, küfür eder öğretiriz, para olur güçleniriz, sara gelir titreşiriz, azık alır besleniriz ama sabahın kadının ve insanın beşiğindeyiz.kim ne derse diyebilir ben, sen ne kadar yalnızlık çeksende gezegen sana üzüldüğün halde gözyaşı vermezse de cana kıyacak yaşa gelmedik daha.bundan ürkmemeli gelecek getirecek her yağan kar eriyecek buzullar bile…polyanna derler görmedik değil bir de şu var, akşam eve gelip içesim var sabahtan, tekrar tekrar yeniden açasım var kadehe.yorulmuş bedenin üstüne gitmek var.dün o kadar azdık ki ne tuvalete gidecek ne gözümü açacak ne sevebilecek.yastığın öbür yüzünü bile çeviremedim.hep aynı soru yalnızlık paylaşılmaz.hep aynı gündem.ortam farklı gerçek farklı zaman çok farklı.ortada bir beşik var sallayan adam ise çevirir çarkı.sistem kurulu, çökertmek güç, huzur piç bir duygu.