kaldırıp atacak

kaçıncıydı kalkışın masadan
benimse kaçıncıydı vuruşum masaya
bir bilinmezlikti ki
ne bileyim dercesine içten
soyulmuş bir banka gibi
yakalanacaklar elbet rahatlığında
kimsenin senin sesinden
çıkardığın seslerden
haberi
bihaber
duruluş bu
dirilişten
güneşin bıraktığı izlerden
oscardan
galileodan
ortadan ikiye ayrılmış bir masa
tutturacak bir çözüm yok
çözümsüzlük
insan bağı gibi değil mi
ihtiyacı var kollarına
o masayı tutacak
ya da kaldıracak
gitle dur arasında bir limanda
salacak düğümlerini her bir gemici
yenilik için
bir için
gözleri
kızıllıktan çalacak
tonunda bir ağacın
keman sesi gibi
çığıracak belleğini
suratsız heriflerden biriyim
kime kalmış olsa
kim kisvesinde
kibirlenir
yolun da bu
yolunda her şey
oyulmadan saatlerin yelkovanı
en tehlikelisi bir taşın altında akrep
ama biri yelkovanın
tamamlayanı
yanisiz
bir vatka omuzunda
çifti kayıp
yolumsuz
taşı konmamış
mezarcısı uyanmamış
mezarların başından
sonrasında soba kovası
selamlar ordan.

eşlik eden şarkı: manuş baba – aşkın kederi

bilsin

biraz biliyordum
nasıl bilebilir ki diyebilirsin
geleceğin getirecekleri genelde suyun akışından
set çekmediysen
o akar
su akar
hiç duydun mu sesini
bilinmezlikten
doğa
güneş doğduğunda başlar
battığında her bir canlı içinde
kendiyledir
seni gün ışığında alıp götüren meşgaleler
battığında biter
kalakalır
öbür devrinde dünyanın
sen de kimsesizlikten
dem vurup devrilirsin
kalıpların
kargaşaların
kaçmaların
ısrarların
olduramadıkların
oturdukların
yılların
kaçıncı diye sorar
saymamışsındır
konduramadıkların
kaçırdıkların
da seni saymamıştır
bir döngüden ibaret ya her şey
güzelliğin de ondan
seni kaçıran dilleri
hiçbir zaman öğrenemeyecek oluşu
bir parçası dindiremediğim
üfle akışına
yak kaldırımları
olsun beklediklerin
ara verse de
bilsin.

gerisin

İkisi de soğumak için ölüyordu.
Balkonun kapısından geriye adım atıp perdeden kurtulmuşlardı.
Yanmadan sönmek istedikleri için itfaiye gelmiyordu.
Şehrin öbür meme ucunda bir yangın çıktığını söylemişlerdi telefonda.
Salon kapısını yumuşatan bir mekanizma yoktu çat diye duvara vurmuştu kolu.
Koşuyorlardı el ele peşi peşine.
Mutfaktaydılar.

wordpress admin bar aboneler için kaldır

add_action('set_current_user', 'cc_hide_admin_bar');
function cc_hide_admin_bar() {
if (!current_user_can('edit_posts')) {
show_admin_bar(false);
}
}

Kaynak: http://css-tricks.com/snippets/wordpress/remove-admin-bar-for-subscribers/

yeni bir yatak alma vaktidir

belki 15 yıldır kafamla aynı yatakta yatıyoruz
hiç ayrılmadı benden
hiç horlamadı henüz
hiç almadı aramıza birini
hep aşağıda bıraktı
düşündü düşündü düşündü
karar verdi
ama
sonuna kadar uygulayamadı
bana söz geçiremedi

bulana aşk olsun

En ağır yerinde kurulmuş sızılar
Olası her sallantı
Bir teşhir niteliğinde
Etkili bozuk davranışlarının sebeplenmesine
Kim her yerinde hiçlik hisseder
Durumların durakları şaşmış
Bir sonraki istasyonda
Suçun en büyüğünü hedeflemiş kalbin
Kaç kaçınabilirsen
İn inebilirsen
Susmak bilmez dilin
Aslında bir kelime dahi bilmez
Sor sorabilirsen
Söyle adettendir
Azmin varsa kırabilirsin
O durakta inebilirsin
Kapı kapandığı andan itibaren olacak
Olacaktır
Hazır mısın
Yok
Napiyorsun
Yok
Emin misin
Yok
Kimsin
Yok
Burkulacak gözlerin
Kan toplayacak
Şişecek
Sen en güzel yerinde
En kötüsü kalbimin
Kaba bir taslak
Krokisinde kaybolmuş
Bulana aşk olsun

taş

irili ufaklı taşlar var
olabilirsin ya
da
durabilirsin
ama
ne iri
ne ufak
sade
ce
taş

wordpress category images

http://zahlan.net/blog/2012/06/categories-images/

wordpress wp_list_cat codex gerekebilir eklentiyi kullanırken: http://codex.wordpress.org/Template_Tags/wp_list_categories

Sandığım

Uyku çektiğin acının en güzel ağrısı olsun
Uyuyup uyanınca hep bitecek sandığın