of ne biçimdi o

kimin neden kaçtığı değil
kaç yüzyıl önceden geldiği de değil
kabul ettiğimiz kadar yaşardık
geçmişi
of ne değildir açıklamak
ne evet demektir kaçarken
sorduklarında
yalnızlığı
of ne öğüttür gençliğime
ne şarttır peşimde koştukları kadar
kadar kadardır işte
gerisi ya da ilerisini sil süpür çocuğum
tabağında kalmasın
of ne arzudur o silik
ne kuşkudur o poşetinden akar
kokar cıvık cıvık
artıklarından
artırdıklarından sabunun
köpükleri kadar çabuk
of ne ürpertir o soğuk
ne güzeldir o damarı kesmek
sivri bir kenarda tek taraf
olmasaydı yörüngesinde gerçeğin
tükürmeseydi gökyüzü
of ne yapışkandı o gece
ne geçendi o rüzgarıyla
savurdu ya
yeterdi isteyene
istemeyen zaten
of ne çılgındı ortasında
ne güzeldi turşunun kabul edilişi
ekşinin krallığını ilan edişi
demeseydi de asacaklardı
yukarıdan gelen
yukardasın ya sen
of ne gümüştü ikinci sırada
ne telaş edildi kentimde
kuruntuydu şüpheyle sevgili
sevindi düştüğünde
altına ya da üstüne gir çıkma çocuğum
içinde kalmasın
of ne dürtüydü o
ne sevinçti içinde tortulaşdıkça
korktu
neden bilmem
orospuydu paçası.