confusion

çok taş attım, az taş taşıdım ama bu denli taşlaşabileceğimi hiç taşımadım aklımda.

bazı sokaklar var

kafanı attığın an adımından oluyorsun

ayağın kesiliyor

curcuna geçerli bir durum bildirimi

mod on: fighting

neyin kavgası ?

ayrışmalar, sayışmalar, kayışlar, batırışlar…

ve özlediğim kış sıcakları

soğuk her zaman daha simetrik gelir bana

şaşmaz hiçbir anı

kar yağan her sokağa

adımını attığın an kafandan olursun

soğuk beyazı çağrıştırdığı için güzeldir, sıcaktır

şimdi benim balık sıcaktan delirmiş olabilir

ama onun modu da çok farklı değil curcunada

yetmiyor demek ki

ya da taşlar korkuttu

ya da müzik

insanlar

insanlar eğleniyor 

gün geçenin ardından koşturuyor adeta

içinde ben rüzgarı…

evrenin tüm sahipleri harcanıyor

umursamadan belki de

çünkü çokluğundan…

kararsızların adına uyumuyorlar:

onlar içinde bilmem kaç litre

hiç durmadan akıyor

fatura her zaman borca ekleniyor.

ölümden kaçtığın her gün

bir ayrı

bir gaye

ölümden kaçtığın her güne

bir şarkı

bir duble

insanlar düşlerin sahibi olduğu sürece gerçekleşmesi hep bir koşulu tetikleyecektir. kendiliğinden gelişmediği sürece, şu inanamadığım kadar işte. 

istanbul

nerden başlamak gerektiğini düşünürken sen geldin aklıma. benim küçük, kırmızı, aldığım günden beri suyu değişmeyen, adı nobran balığım. giderken seni odama mı anneme mi emanet etmeliyim emin değildim. her ışığını yaktığımda dört duvarın cama yapışman, acıkman annemi tercih etmemi sağladı. ve öyle bir gecede çıktım işte yola. benden bir saat kadar önce başka bir şehirden yola çıkan arkadaşımdan aldığım mesaj ve o arkadaşıma yola çıkmadan önce attığım mesajın aklıma gelmesi beni alt üst edene kadar her şey güzeldi. ankaradan ayrılma hüznünü en başta bir kenara bıraktım zaten. inanmadığımı kanıtlayacak değilim. attığım mesajı da yazmıyorum. ama benim için çok eğlenceli bir mesajdı. arkadaşım ciddi bir kaza geçirmişti. inancın saçma ve garip yansısı gözlerime hain ve acıtan baskısı ise beynime işlemişti. çekilmez saatler ve sabahında şık, dinç bir insan isteyen aslında umursamadığım ama gerekeni yerine getirmek adına sıkılmadan yeltendiğim gerçekler beni bekliyordu. geçmişti kabaca otobüs köprüyü, geçmişti tehlikesi. arkadaşım da gelmişti kendine. ayrıntılara çok giremiyorum. ah o gizlilik ah o sen. kalacağım ev ile tanışıyorum. ve kokteyl o ana kadar en güzel dakikaları belki de. iple çekilen kişi, iple çekilen içki ve iple çekilen muhabbet. virgüle tutunmuş dönüp duruyor başım. kısmen yerleşmiş beynime kaybolacağım hissi. gülüyorum şekli şemalı hiç önemli değil. başka bir mekan arkadaşlar ve sonunda eve geliyoruz. uyku bir ekmek arası peynir domatesten sonra çok çekici görülen kara ama kapkara fatma hiç umrumda mı değil. gülerek uyuyan insanlardanım o gece. sabahında sağolsun güzel insan güzel kahvaltı. okul yolu tutulur. anlatılanların bir kısmı rüya görmeme bir kısmı öğrenmeme sebep olmuştur. uyku hali güzeldir. ve akşam beklenir. kırmızı barındıran rengarenk bir bileklik arıyordum ki buldum. evet benim o asansör kullanmadan çıkmayı tercih eden galata kulesine. ama yapamadım. bölüm başkanı, eşi ve bastonlu tonton yanımdayken seçeneklerimden çıkardım bu tercihi. çıktık. manzara süper. rüzgar çok daha güzel. fotoğraflar yemek faslı falan. gizlenmeye çalışılan bir şey. dansöz müzik içki. giden arkadaşlarımı yolcu ederken mehmet turgut’u gördüm goncası ve yanlış bilmiyorsam adı serdar’dı. rakıcılar sizi. çıktım ben de devam ettim rakıya. sonrası çok güzel zaten. bir ara hiç bulunmak istemesem de orda dışarı çıkarak martı jonathanla tanışarak geçiştirdim o gelgiti. sonuna kadar oturduk. aaa müziği hatırlamıyorum dans bile ettik. yürüyerek gidebileceğimden emindim eve. gidemedim. üstüne telefonun şarjı bitti. otele gidene kadar yaşadıklarım denizin dibi falan mükemmeldi. bir de sabah uyanamazsam olabilecekleri düşünerek uyumak. neyse ki uyandım. bir poğaça bir de soğuk su tabana kuvvet. haha ilk isim benim. sonra bastonlu tonton sonrasını bilmiyorum. beni merak edenler teker teker geliyor. neyse ki hala her şey yolunda. felaketlerden döndüğümüzün farkındayız. yukardaki hala küfrediyorum sana. öldürsen bile ederim o ayrı. sıkıldım aslında bir an önce bitse de gitsek diyorum. ve bitiyor eşyalarımı alıyorum. arkadaşlarla oturmaca. serinlemece, gün içinde 10 km kadar yürümece. ve beklenen en çok tanışmak istediğim kişi murat karşıma çıkıyor sesiyle. bizon murat bağırıyor. yeni kayıtların ve tüm şarkıların olduğu cdyi alıyorum cebimdeki son paramla. o kadar mutluyum ki uçuyorum yorgunluk yok. ankaraya gidip günlerce o cdyi dinlemek var aklımda. kokoreç yemece ve otobüse binmece oynuyoruz. neyse otobüste uyuyacağım eminim. ama yukardaki bilerek yapıyor. evet var dedirtmeye çalışıyor. izmit’e gidene kadar 3 saat geçiyor. saat 5 de mola veriyoruz ve daha 4 saat var önümüzde. geliyorum eve. nobran cama yapışmıyor. karnı aç değil çünkü. ama annemin notları gözüme çarpıyor.
cuma: günaydın bebeğim
22 haziran: anneeeem günaydın
23 haziran: canım oğlum günaydın öpücük / iyi geceler
evet her ne kadar sokağa karşı büyük bir istek olsa da
yaptıklarım yapacaklarım her ne kadar benim istediklerim hala olmasa da
bunu değiştiren kişiler var oldukça bkz. annem bkz. akademik annem bkz. arkadaşlarım
ben böyle süreceğim.

hiç hesap etmezsin

nasıl başarıyorsunuz anlamıyorum. ben yaptığım şeylere bir değer biçemiyorum. dışardan birileri evet biçebiliyor. ama onların derecesi beni ne mutlu ediyor ne mutsuz ediyor. severek diyorlar yani zevk alma meselesi ben bunu ne eğitim hayatımda ne aşk hayatımda ne normal hayatımda ne anormal hayatımda ne uzayda ne uçarken ne yüzerken hissedemiyorum. problem benimle paylaşılmayanlar mı yoksa benim paylaşmadıklarım mı ? şimdi evet kabul edelim kuşkulandırmayacak şekilde herkesin herkesten sakladığı bir şeyleri vardır. olmalıdır. ama bu kırmızı don giyiyorum kimse bilmemeli gibi bir şey değil. akşamsefası diye bir çiçek vardır. niye akşam açtığını çocukken bilmezdim hala bilmiyorum çünkü hiç sormadım. çünkü hiç şüphe etmedim. güzeldi, renkliydi, benimdi. bunun gibi bir şey. çocukken balonlar tavana çıktığında abime hiç sormadım nasıl oldu diye. ama sen mi şişirdin dedim. şimdi yavaş yavaş asıl soruya geliyorum. gerçekten inanmadığım varlıklara soru sormam. bir fiile soru soramazsınız. niye kokmaksın sen. niye ölmeksin. çünkü biliyorum cevap alamıyorum hiçbir zaman. anlatılan her şeye inanmak da bir bakıma soru sormaktır. ben korkarım her şeye evet diyenlere. her anlattığıma gülenlere. acırım gibi oldu bu “korkarım” kelimesi. de hali olmayınca böyle oluyor işte. gelelim inanmadığım varlıklara. insanlar. çoklar, kalabalıklar, tek bedende birkaç taneler. gözleri dört tane. kulakları 7 tane. cinsel organları bir tane. birtanem der insanlar sevgililerine. insanın bir tanesidir çünkü o. insanlar topraktır, kumdur benim için. ben her gittiğim yerin toprağını alırım ve her kumsalın kumunu. karşıma koyar konuşurum. ölçer tartar elerim. eleğim deliktir. geçer çoğu köprüden. inanan varlıkların köprü korkusuna gıpta ederim, hakiki olanların korku eyleminin sonucu olarak iyilik yapma eylemini gayet başarılı uyguladıklarını bilirim. ama onlar bile belli bir kesime karşı düşüncelerini mancınığa koyup ateşe verebiliyor. az önce dedim su büyük bir gerçek aslında. su altında su üstünde su içimizde su her yerde baktığında. su tek inandığım su tek güvendiğim su en güçlü benim için. geliyorum asıl soruya. su benim için her şeyi yapabilir mi. anlatayım. saydım yukarda uzayda normal hayatta falan her ne ise hiçbirinde bir yerim olduğunu düşünmüyorum. bazı şişeler açıldıktan sonra kapanmamak için yapılır. şişeyi at diye değildir ama o kapağı at diyedir. ben hep kapakları biriktirmişim. ve şişeleri hep iyi yerlere atmışım. kendimden çok uzağa fırlatmışım. anlam bozukluğu olmasın iyi yerlerde olan bir şey fırlatılamaz olsa olsa en kötü ihtimal bırakılmıştır. evet su benim için her şeyi yapabilir. yaptı da. ben insanlarımı, topladığım topraklarımı arka bahçede biriktirdim. ana kapıyı göstermedim hiç. bu da aslında açıklıyor derecelere niye inanmadığımı. güç elimdeydi. su bendeydi. toprak çamur olduğunda benim için biter. anlatabiliyorumdur umarım. ertesi gün oldu kapıya vuruyor birileri sesler duyuyorum. hiç hesap etmemiştim yağmuru.

rahatlığım yansıdı

şimdi yapmak istediklerin mi
yapacakların mı senin olacak
aklına gelmesi gerektiğinde gelenler mi
gelmeyenler mi bilinç altında olacak
ben artık şimdi mesela yarın ya da dün gün kavramından öte zaman kargaşasını tanımlamak için başı çeken kavram mıyım
yoksa dün şimdiyi görmeden yarını iple çeken mi olacak
zorluyorum sınırları
ahh düşünmek mutluyken daha bir kargacık burgacık
yazarsın ya bazen bazeeen diye mesela jazz-evet doğru hazz gibi- yaparsın ,kahve makinaları gibiyim sadece bozuk para alıyor haznem
ve ben para üstünü yutanlardanım
sadece gülümseyene üstünü veriyorum o da borç olarak
kahve makinaları gibiyim otomatik hazırlıyorum ama haznem boşalınca el ile dolduruyor gerekli teknik ve tecrübeye sahip kişiler
yarısından başlayabilir misin hayata ?
bir kahve içerken yarısından başlayabilir misin ?
oturup bunun felsefesini yapabilir misin benimle ?
ben hiç sevmedim dolu olmayı boşalttım boşalttım boşalttım beynimi
bıyık bıraktım dalga geçtim karşıma geçip
bilmem kestim bazen bi yerlerimi kanımı sürdüm karşıma geçip.
sonra sustum şimdi olacağı gibi saatlerce ne sen gördü ne eben ne de kendini ebedi sanan her ne ise o.sonsuzluk mu ? büyük bir nirvana nahı çekerim ben o sondan yoksun olana.

kabul et

solunda kalmış yolun ve karşısından gelenden başka başka bilmez sağındayken yolun. neden diye sorulduğunda çantasından çıkarıp doğrultur kendine. neden ? işte şimdi öldü bilin. dün geçmişin etkisinde kalan(lar) günüydü. hatırladı biri ve sorguladı kendince, yine bir çıkmaz belki yoldu. solundaydı, sağındaydı şimdi ortada. kalıp yok edilen geçmişin kalıbı. standart geleceği kalıba dökmek için yok. karşıya geçtim başka başka bilmeden. ışıklar sönünce gördüm gerçeği, yüzüne bakmadığımda gördüm içini. standart bir kalıp buldum başkadan başka. ve büyük bir boşluk vardı. büyük bir boşluk. gerçekten öte sahteden gerçek. acısı ve tatlısını gördüm tatmıyorum. yoruldun mu yorgunluk bu değil ama buysa yoruldum. düşünmek en zor çözüme sahip bu eylemi gerçekleştirmemek konusunda. ve gerçekleştirmek sürekli mevcut bu eylemi. eylemsiz olabildiğim bir an bile düşünüyorum var mı diye. saçmaladık yine. kabul ediyorum boşluğu eğlenceli bir hale getirmek insanları es geçmekten geçiyor. ve kabul et bu kötü bir insanlık ve kabul et kapı açılırsa giren başkadan başka değil. kilitle git kilit ile git. yorulduğumu belli etmeden sayfa sonu bana başı gibi görünse de kabul et çantanın içinden çıkarıp doğrulttuğumuda.

ne demek istediğimiz

ne demek istediğini biraz eksik biliyordu.o gün karşımda otururken söyleyeceklerinden kendi emin olmadığı için söylemiyordu.bunun başka açıklaması yok.yorulmasaydı, keşke kendini düşürmeseydi aynı umuda tekrar.beni güldürmeseydi kendine böyle.dedim.anlamadı gözleri ya da lanetim izin vermedi.ısrarla soktu aklına çıkma dedi, uyutma dedi, ağlatma dedi, gülsün dedi, ama acısın dedi.insanlar istemeden bir çok şeyi başarır.sor bir annene hiç isteyerek ağlamış mı ? evet.insanlar istemeden rüya görürler.dün çok korkuttun beni.istemediğim bir rüyaydı, hatırlamak istemediğim.aynaya baktığımda üst dudağımın yarısından fazlasının olmadığını ve hiç kanamadığını gördüm.acı dudağımdan gelmiyordu.hayatımda ilk defa istemeden konuşmuyordum.ve ben bir çok şeyi isteyerek konuşmadan başardığımı sanardım.işte bu gece anladım.istemeden.anlamak için düşünmeden.şimdi mi ? ne demek istediğimi biraz fazla biliyorum.

aklın oyunları bir başka

bugün dışarı çıkarsın.
yarın eve geldiğinde oturup düşününce pişman olacağın şeylerin tam içinden geldiğini anlarsın.
o zaman zamandan yakınır neden yanlış yerde yanlış zamanda bulunuyorum taklitleriyle hem kendine hem üzdüğüne üzülürsün.
evet yalandır bu, küsüp barışmak kadar da basittir geri dönüşü.
bunları düşünüp dışarı çıkmam çok büyük sıkıntı aklımın uçları köreldi nerde akıltraşım.
acılarım duyuyorum en derinlerinden geliyor insanların ve ağlamaklı tonlarımdan çıkıyor bütün yazdıklarım.
titremek ellerimin en alışkın olduğu perde, insanları kandırmak yapmadığınız şeylerle hiç zor değil.
problem anlamak yerine boş bakmak ile yer değiştiriyor ve benim üst katım senin kotların.
zor hayat pamuk ipliğindeyken ayaklarım ellerin çok göçebeyken gözlerinden hallice sormamalıydım sanırım.
garip hislerin ve çıkmazı olmayan yolların üstesinden gelmiş gibi görünmek maksadıyla takıldığım yanaştığım yanımda değil.
ben soğuk şiirlerin buzullar tarafından yazıldığına hiç inanmadım.
ve ben her sıcak şiiri kadın amcığından çıkarmadım.
ne kadar terbiyesiz şeyler biliyorum ben o kadar biliyorum ki sen o kısımda kalma diye sen o olma diye.
düz dere tepe yokuş vur topa kale olur çiçek açan her bahçe su kadar şu saflıkta kırmızının yanına beni koyarsın olurum ortasaha dan beri görülmedi geliyor bak ma? bakma öyle derin derin su akar gibi gelir güldüğün andan beri yokluyor bu nabız beni.
sarmaşıklar arasından geçmek için biraz yılan olmak gerekir.
esneklik insana en başında verilen bir şeydir.onu yok eden biz varlığından haberdar değilken ve olana kadar zaman geçerken kaybederiz o esnekliği.akıl mantığı çoraplarını çekerken başlar, çıkarken insan ayaktan başlar.ben uyurken günlerim üstüste biner tercih edemem hiçbirini hiçbirine hiçbiri de beni tercih etmez aslında bu yüzden hiç yaşamadığım yaşamayacağım geçmişler gelecekler görürüm rüyalarımda hatırlamak benim elimde mi onu bi sormak lazım aslında. şurda duran bardağa orda duran tablaya.evet ben doğruları söylüyorum şu an gelmiyor bir şey ama sabaha kadar yazacağım bi kısmı gerçek bi kısmı hayal yani yalan-falan filan.
bu gece korkunç bir gece
bu gece gerçekten korkunç bir
gece.
gülüyorum çünkü yüzümde ağlamak istemeyen kaslar var
gülüyorum çünkü başka türlü zaman geçmiyor bu kahrolası sevdiğim müziklerin yarattığı etkiden çıkamadığımda
oyunlar dönüyor sanki 6. boyutta hissediyorum evet ordan oraya atlıyor birine yağmur yagıyor öteki hemen çaprazında sanki yardım istiyor yanan evinin tek penceresinden
ve gözümün önüne gelen bu görüntü müzikle yükseliyor adeta adeta bağırıyor bu görüntü
nerden geldin şimdi aklıma söyle Hank söyle ne işin var o binada.
benim ne işim var burda onun ne işi var şu an nerde olduğundan çok uzakta bilmemekte ne işim var benim.
hadi çıkıp gidelim şu kapıdan dedim ona o açtı şöyle bi kapıyı baktı içeri gördü istemediği her şeyi sonra örttü hiç sormadan açıklamadan ısrarcı olmadan kilitledim bende üstüme.ama kilitlenen bu kaçıncı kapıydı ki alışmak benim profesyonelleştiğim bir fiil ve üstüne kilitlemek becerisiyle pekiştirdiğim bir yaşam biçimi.dir evet.kalıplar kalıplar kalıplar küçükken içine alçı döktüğümüz kalıplar.palyaço görünce ağlayan çocuklar.her tatil sonrası okumak için alınıp ilk gün büyük bir zevkle okunan o güzel siyah gözlü uzun saçlı kokulu kitaplar.siz kaçıncı ayraçsınız ortasında bıraktığım.siz kaçıncı kitapsınız başlayıp da bitirmediğim.siz kaçıncı temasınız aynı anlayışla alıp aynı anlayışı geliştirmek amacıyla okumaya başladığım.siz kaçıncı intiharsınız benim gözümün önünde içine baka baka gerçekleşen.ve siz kaçıncı bayansınız benim sayemde ölümü görebilen.kaçıncı yalansınız marsımda beni boğup boğup susuzluktan yakınan.siiz hangi zekasınız benim zekamı pusulayla sorgulayan.ilginç noktalar var piyano çalar gibi yazılan ve her kelimesinde daktiloyu hatırlatan ttttttttıııııııııırt paragraf.evet çok kullanıyorum dün annemin odasından kendi başıma çıktım daha doğrusu annemin odasındaki camdan kendi başıma.orda bir kalorifer var üstüne zıplıyorum önce sonra elimi atıyorum çiçeklerin durduğuyüksekliğe ve sonra özgürüm bahçeye giden o dar çamurlu yolda koşuyorum kar var önümde kaar yağıyor hala da bitmemek gibi bir huyu varo zamanlar yagan karın ve beni çok mutlu ediyor bu kaar bu kaar bu soğuk bu titrrr.yatmışım işte o gün çekmişler fotoğrafımı.hayat maximumda.evet hayat maksimumda.orda yaşamakta.ben inanmıyorum.duyduklarıma inanmıyorum söylediklerinize inanmıyorum.güldüklerinize inanmıyorum.öptüklerinize hiç inanmıyorum.ben gördüklerime hiç inanmıyorum.zaten bunlar inanmak için değil..hahahahass görmediklerine inanmak için yaratmışlar bu soyutu.gördüğüne gördüm duyduğuna duydum diyorsun.düşün iyi düşün.ruh her halukarda sikilen bir şey.evet gerçek bu.görünmeyen her şeyin gerçekliği sorgulanır.ben sorgularım.ama ruh görünmüyorsa emin ol çok s.diğindendir…o görünmüyorsa emin ol çok yıpratıldığındandır.ha bir de inanma öyle öldükten sonraya falan öldükten sonra erik olacağız ahaha. hayatın tuzu biberi var ya ordaki tuza banacaklar bizi sonra ısıracaklar hadi kim ısırsın söyle hadi kim.ısırdı işte neyse şimdi tepki almayalım çekirdeğin çıkacak şansına yemeyi bilmeyen biri çıkarsa çekirdeğini de ısıracak.senden yana hiçbir şey kalmayacak.
senden yana hiçbir şey kalmasın diye çok uğraşıyor insanlar.arkandan seni silecek şeyler söylüyorlar, ah toprak kimin umrunda çamur herkesin üstünde biraz biraz var.
ben çamur değildim.film izleyeceğim şimdi uyumazsam gelirim geri uyursam zaten bu yazı kesinlikle yayınlanmayacak.çüüüüüüüüs derdi birileri almancıydı değil mi neyse gittim.çok uzaklarda günün devam eden kısmında bir takıldım.yarını getirdim felaketti orası ayrı mesele.kaldığımız yerden devam ediyoruz sorunların ortasında hiçbir sorun yok yalanıyla aileler arasında tirbüşon görevi.ben soluk almadan saatlerce sevişen adam nerde o eski günleri aramak fiili nerde o hiç uyumadan düşünen modda insanlar hiç eksilmezdi bir zamanlar ve tartışmazdık hiç geçmişin sorgulanmasını.geçti derdik.bitti giderdik.şimdi her şey değişti.doğaçlama bilmediğim kelimeler yazmak istiyorum nayu mesela şokana heeeeey dacanuuuu yooooo almuuu su nooo kıccc kaca nayuuuuuu naaaayyu.nayuuu nayuuu ikeden ecna bayaaan aaaaaaah.şokana heeeeeey dacanuuuuuu yoooo anlu su nooo yubasan kıııc kacaaa naaa nayu nayuuu nayuuuuuuu.tehlikelisin demiştim.tehliken geçti.titrettin o ayrı mesele.artık durarak değil hareket halinde ne kalkanın peşine ne duranın peşine koşacaksın.önün arkan sağın solun her yer sen olacak her şey ben olacak yani soluduğum hava benim olduğu kadar senin de ama önce benim.ben müzikten anlıyorsam evet bu adam deli.bu adam deli.abisini annesini babasını öldürecek kadar deli.ama siktir git en sevdiğim.hadi.bitti her şey.güzelliğe dair.bitti her şey.konusu yok devamı yok tartışması yok her şeyi yokettin.
suç işledim.ayağa kalktım bıçağı aldım ve bi kaç kere…bugün dışarı çıktım.

belki sen belki o

evet dün bitirdik olması gerekeni.çürümüş ayakkabımdan çıkardım bıraktığın kokuları.poşetin içine koyup en azından fırlattım kutusuna.su içip yattım sadece.sana inat içki içmedim dün gece.sırf sen varken içme dedin diye sırf sen yoksun diye içmedim dün gece.ve her kısa gelen pantalonu şort yapmadan atmam gibi veya hiç kırık çubuk kraker yemediğim gibi ve onlar gibi çaresiz ol diye.düşündüm.çok düşündüm.iki yıl kadar düşündüm senden yola çıkarak yolların durumunu.elde ettim dediğimde sonucu, sen sonu(N)cu oldun.ben hep kaybedendim ya bu sefer ben kazandım.elde ettiğimden değil etmediğimden mutlu oldum.çünkü dün bitirdim olması gerekeni.çünkü geç kalmıştım.çünkü çok beklemiştim.çünkü acımasız olmadığımdan.çünkü oldum artık.neden ile başlayan her soruna cevaptır çünkü ile başlayan cümleler.ben ayıbımı biliyorum.kırılan her ne ise umrumda değil.gururum hiç değil sadece benim ayıbım.evet sakin kalan tarafım beni kurtarabilir.kurutabilir de gerektiğinde yıkanan çamaşırlarımı.ama biliyorum ki bu sefer kurtaramaz geride kalan patlak tekeri, yırtılan tişörtü, biten uç kutusunu veya biten ilişkiyi.nokta noktadır.ilerisi için her zaman ileriden önce geriye gitmemek önemlidir.ileri geriyi tamamen bıraktığında sizin dilinizce unuttuğunuzda ilerleyebilir.ve çok net öğrendim ki dil tatlı yerken de acıyabilir.ve ben ne acılar biliyorum o derece tatlı.belki ölüm belki yaşam belki su belki alkol belki ceviz belki badem belki sen belki o.

evet öyle bir anlamsızlık

bilinmez insan için kurtulamayacağı bir şebeke
merkezinden geliyorsa kuvvetli olur emirler
şebeke senden üstünse evet durum fena
hiç beklenmedik bir dakikada yitip gitmek fena
aritmetiği var diyorlar ama yok ben pek inanmıyorum
öyle şiir ya da duygu yüklü değil artık
ha gerçekler mi desek gereken mi desek bilemedim
ama mesele buymuş çözdüm olayı bi nokta koymak buymuş
aklına ne geliyorsa o anda şebeke bağlantı hatası verecek
ne sen kimseye ulaşabileceksin istediğinin haricinde
ne de kimse sana ulaşabilecek istediğinin haricinde
sen ayağına gideceksin sen isteyeceksin
bundan evvelinde olduğu gibi hiç olmayacak
istemediğin hiçbir şeyi şebeke sana yaptıramayacak
yanlış yanlış bunlar hepsi yanlış
yanlışmış
bıkmak gerçek bir kelime değil artık
anlamlar yüklemek gereksiz herşeye olduğunca içten ol
gelir belki gökyüzünden gökyüzünde birşeyler
yıldızlar ne diye anlam yüklemek mi yoksa sadece seçmek mi
düşünüyorum evet çok fena düşünüyorum
düşüyor muyum kimse bilmez bunu
ben bisikletin ön tekerleği sen arka
gelip kim sürecek bizi aşk mı
evet öyle bir anlamsızlık.