garip

nasıl başlanacağı konusu ön gecesinden takılır aklına. gülmeli miyim ? bakmalı mıyım ?

ortasında bir yerlerde her denizin bir parçası varsa kara olarak algıladığımız ve o kara parçalarının bilmem kaç metre altında da bir gerçek varsa “çok uzaklarda tek başıma yaşamak istiyorum ve gidiyorum” cümlesini kurmamak için bir sebep yok.

insanlar yapacaklarını karşı tarafa benimsetmek için bazen hiçbir şey söylememeyi tercih ederler. bunun adı kaçıştır diyemem ama örgüsü o yöndedir. altyapıda yetişen diye bir derece vardır. altyapıda yetişen görüntüde başarılı olandır. insanın altyapısı annesi mi babası mı ? garip.

ne olduysa oldu

teki kayıp bir çift tozlu çorap

çokluğundan yeterince bıktığım birlikler

dökülen suyun ambiyatik şekli

en son otuz üçtü üç gündür biriken şişeler

oldukça büyük bir kül tablası

bir kaç saat arayla değişen oturma şekillerim

başımın belası gün aydınlanması

sızdığım yastıkta yarım kalan kokun

ve başladı rüya.

.

.

.

ne olduysa oldu

.

.

.

ve bitti her şey.

eşlik eden şarkı: bulutsuzluk özlemi – yaşamaya mecbursun

olabilir

yük olur omuzlarında

karanlıkta taşırsın

ruhsuz bir bedenden kalanları

sorular nereye gidebilir

çatı katında

kilitli ve gizli bir oda

altında dönen binlerce dümen

adı dünya olsa

insanlar nereye gidebilir

kilitli duvarları

askılarında vücutlar

akıp giden zamanın ezici gücü

beklemek karar ise

yok öyle bir dümen

sabır hemen tükenebilir

rüzgarın sesinde gizli

satır araları kadar dolu

harfleri üstüste getir

oluşabilecek şekillerden biri

dün, bugün ve yarın olabilir

gündem olsun

Otobüs muavinlerinin kitap okuyuşu örnek verilir eğitmenler tarafından. Vay anasını der unutur öğrenci. Amy’nin ölümü gibi. Bence çarpıcı her şey çabuk unutulur zihni kör, algısı dar, ufku popülarite ile sınırlanmış insanlar tarafından. Hiç dinlemedim Amy’yi ama hiç de unutmam. Bir de düşünürüm şimdi önümüzdeki günlerde hatta dün bile 27 yaşında olup da intihar edecek kaç kişi vardır diye. Geçmişte yaşayan insanlar eminim benim gibi orda da bir gelecek olduğundan haberdardırlar.

gtrkehsgayrpqmcbeiwgtek

İnce soğuklar bunlar başucundaki pencereden eser ve kafanı hafifçe yastığa dayadiktan sonra gözlerini yok edercesine dikince tepeye gökyüzü olur adı. sesi de vardir.kedi sesi. simdi sikisen her kediden daha terbiyesizim. yarı çıplagim. uyku arıyorum ama bulamiyorum. borç vermiştim geri istiyorum.

her geçen dakika

1.anlamsızlığın yatak örtüsü

2.susuzlugun boş bardağı

3.uykunun ölü bilinçaltı

4.yaratıcının bira göbeği

gibi

1.sahte

2.gereksiz

3.müsterih

4.ebedi

dir.

Ezan okunurken kediler bile sikismez-eşlik eder(erkek mi kadın mı onu bilemem).

erken değil ölüm

öldüğüm yerin koordinatları olacak

mezar taşım ve etrafı panoramik olarak fotoğraflanacak

adım, doğum ve ölüm tarihim, bir duam eksik olacak

çocuğum beni internetten anacak

ağla butonuyla ruhuma dokunacak 

çekilen her fotoğrafıma bilmem kaç bin piksel yakından bakacak

gözlerimin rengini belki de benden daha iyi tanıyacak

saçlarımdaki beyazların sayısından emin olacak

yorum yapacak bilmem kaç sene sonra profil fotoğraflarıma

vasiyetime tüm fiziksel ölçülerimi, girintileri, çıkıntıları, yara izlerimi yazacağım

tüm dokular, renkler her şey

beni mezardan çıkaracak teknoloji geliştiğinde 

çocuğum bana dokunacak

bu ironik sebepten erken değil ölüm için.

jüpiter bile olsa

eğlencenin çukurlarında kendini ararken kalabalık bir kitlenin bağrışlarından, danslarından sakınarak, kurşunlardan kaçar gibi kırılan bardakların içinde bulursun saatlik ömrünün son kulvarında kendini ve dimdik ayakta durabilmek adına verdiğin savaş anlamsız geliyordur kırmızı bir içkinin duvarlarında. şimdi neredesin şimdi kimlesin gibi sorular kendine döndürür bir anlık da olsa yetmediğiyle kalır ve gider geri tüm yeteneğiyle. jüpiter bile olsa bu böyle. aldanan karın tokluğuna her kimse kırmızı yatak örtünle, kırmızı yastığınla paylaştığın zamanlarda yudum yudum içersin. bir daha olmayacağını bildiğin için değerlendirmek gibi bir lüksün içinde koşturursun. yavaş olması gereken her şey hızlı gelişir. mars değil jüpiter bile olsa bu böyledir.

ha ?

her an başlayacak gibi yaşıyorsun ya son kulvarı aslında öyle değil soyadından başlıyor silmeye hayat. özelden genele. sıradanlaşıyorsun bilmeden kalan çukurun sayısını. ve genellenen her şey bir yerde yitiriyor yeteneğini, isteğini, yapabileceğini, her şeyini. şimdi sonun başlangıcı kadar az sesim. şimdi son durak kadar uzak hevesim. şimdi aslında şimdi değil. çok öncesinde yaşarken bir gün hatta bir kaç gün atladığımdan eminim. unuttuğumdan veya sildiğimden de. elimde olmadan da olsa gerçekleşen bu fiillerden eminim. zorladığımda beynimi hiçbirine ulaşamıyorum. gerçekten geriden geliyorum. geriden. çok geriden. belki yarın doğum günümdür ha ?

nasıldı o şarkı ?

neden takibi altında ya da gözü üstünde bir konumda beliriyor her seferinde anlamış değilim. bugün okuldan çıkınca diye bir cümleye başlamak isterdim. ama okuldan çıkmadım. evden de hiç çıkmadım. a’dan z’ye kadar uyudum aslında her bağırışında annemin. sabah suyun kesik oluşuydu beni yatakta durduran. televizyonun açık olmamasıydı belki de uykumu kaçıran. hecelere geçmiştim ki çıkageldi hay aksi şeytan. konuştuk, sohbet ettik o benim kokuma ben onun kokusuna aldırmadan. saçları sarıydı. güzeldi de aslında ama matahtı. noktası, virgülü eksik bir makale gibi okudu geçmişi kaçmak istediği bazı ayrıntılar haricinde. ama farkında değildi ki ben onun sepetinde duran günü geçmiş bir kahvaltı gereciydim. adım da süttü muhtemelen. bilmem kaçıncı seferiydi hiç bakmadan o güzel ojeli elleriyle tutup sepete atma davranışını sergileyişinin. ve kaçıncı eskittiğiydi. nasıldı o şarkı ? 

and it feels like i’m flying above you
dream that i’m dying to find the truth
seems like your trying to bring me down
back down to earth back down to earth

kavanoz

kavanozun içinde gökyüzü, güneş ve ay var. bulutlar ip kadar ince ve sık. her yerde insan izleri. gitmek istediğin her yer bir alt ya da bir üst katında. kemer takmıyorsun çünkü pantolon yok. hiç kirlenmiyorsun çünkü temizlik yok. nefes alıyorsun ama en güzeli de bu. kapılar yok. dönüp dolaşıp geleceğin ya da gideceğin yer belli. etrafında dönüp durmak.kavanozun içinde yaşamak.