açıkça

arka sayfalarında küçük notlarla
bir yuva inşa edilmiyor
açık açık söyleyeceksin
oluyorsa zaten oluyor

gerisin

İkisi de soğumak için ölüyordu.
Balkonun kapısından geriye adım atıp perdeden kurtulmuşlardı.
Yanmadan sönmek istedikleri için itfaiye gelmiyordu.
Şehrin öbür meme ucunda bir yangın çıktığını söylemişlerdi telefonda.
Salon kapısını yumuşatan bir mekanizma yoktu çat diye duvara vurmuştu kolu.
Koşuyorlardı el ele peşi peşine.
Mutfaktaydılar.

yeni bir yatak alma vaktidir

belki 15 yıldır kafamla aynı yatakta yatıyoruz
hiç ayrılmadı benden
hiç horlamadı henüz
hiç almadı aramıza birini
hep aşağıda bıraktı
düşündü düşündü düşündü
karar verdi
ama
sonuna kadar uygulayamadı
bana söz geçiremedi

taş

irili ufaklı taşlar var
olabilirsin ya
da
durabilirsin
ama
ne iri
ne ufak
sade
ce
taş

Sandığım

Uyku çektiğin acının en güzel ağrısı olsun
Uyuyup uyanınca hep bitecek sandığın

hiç yapmadığın ne varsa yapmamaya devam et.

saygısız bir gece notu

Bana kendimi sorgulama iznini veren aklimdan suphe ediyorum. Yapmak istedigi tam olarak ne daha ne kadar kotulesebilirim insan olarak saskinlikla izlemeye devam ediyorum. Yolun sonu benim icin koyu mavi. Ama biri gelip hey sen ben beyaz gel bana bulan dese dunyalar benim olacak. Umudum beni hep kotu yerlerde gezdiriyor kendi arabam ama sofor kim tanimiyorum. Goturdugu yeri bilmiyorum hatirlamiyorum. Her seferinde farkli bir yol ama sonuc olarak beni ayni yere goturdugu ic organlarim kadar net. Nefesin orda olmadigi, karanligin ustume yigildigi ve aydinligi ararken kendimi atesin mabetinde buldugum olum. Beni sona goturen beni yok edemiyorum. Bu yuzden hep olumum elimden olacak diyorum.

zor öncesi

delilik yorgun aklın ayak altı oluşu

kadar

su yüzünde kalsaydı, görebilseydi onu

her bir ağır beden belki batma isteğiyle yapmazdı daim davranışı

çok duruyorlar herkesin üstünde durduğu konularda

yok ki aslında buna sebep 

her yalanı şüpheyle karşılıyor hacmi önemli değil

yalansız yaşanır mı ki

hayat dün kadar sahte bugün kadar gerçek yarın kadar hayal

sabahları erken uyandığım her yeni bir günün bana iyi davrandığını düşünemiyorum. uyku hantallığın tanımıdır sanki. sanki bulutların gece kulüplerinde buluşup sarhoş olduktan sonra ettikleri kavgadan doğan yağmurdur. sanki kaykaya ilk kez binmeye çalışan delikanlının göt üstü yapışmasıdır yere. sanki sessiz sakin bir hayatın var olmadığının kanıtıdır. erken sabahtan yola çıkan bir adam var orada. günaydını eksik. saçları yatağın yaptığıyla duruyor. elleri suya değmeden dilim tutmuş. çayı yudumlamış yarısını gece bulutlarla yediği dudaklarının bir kısmıyla. dili bilmem kaç kere değmişse diğer bir dile algılamakta güçlük çeker hale gelmiş tatları. sonra lavabonun dibine dibine boşaltmış bardağı ve balgamı. karşıdan karşıya geçerken soruyormuş neden yeşilde geçiyoruz.

siz de soruyor musunuz ? neden ? 

kısır döngü

aslında gerçekliği ararken kayboluyoruz yani böyle bir kaygı içinde olmasak, hayat bizi böyle bir kaygı içine sürüklemese her şey yolunda gidecekmiş gibi görünüyor. ama biliyoruz ki her şey göründüğü kadar basit ve gerçek değil. e geldik yine gerçekliği sorguladık. siktik attık yani. sustum yattım uyudum. anladınız umarım.