jüpiter bile olsa

eğlencenin çukurlarında kendini ararken kalabalık bir kitlenin bağrışlarından, danslarından sakınarak, kurşunlardan kaçar gibi kırılan bardakların içinde bulursun saatlik ömrünün son kulvarında kendini ve dimdik ayakta durabilmek adına verdiğin savaş anlamsız geliyordur kırmızı bir içkinin duvarlarında. şimdi neredesin şimdi kimlesin gibi sorular kendine döndürür bir anlık da olsa yetmediğiyle kalır ve gider geri tüm yeteneğiyle. jüpiter bile olsa bu böyle. aldanan karın tokluğuna her kimse kırmızı yatak örtünle, kırmızı yastığınla paylaştığın zamanlarda yudum yudum içersin. bir daha olmayacağını bildiğin için değerlendirmek gibi bir lüksün içinde koşturursun. yavaş olması gereken her şey hızlı gelişir. mars değil jüpiter bile olsa bu böyledir.