hiç hesap etmezsin

nasıl başarıyorsunuz anlamıyorum. ben yaptığım şeylere bir değer biçemiyorum. dışardan birileri evet biçebiliyor. ama onların derecesi beni ne mutlu ediyor ne mutsuz ediyor. severek diyorlar yani zevk alma meselesi ben bunu ne eğitim hayatımda ne aşk hayatımda ne normal hayatımda ne anormal hayatımda ne uzayda ne uçarken ne yüzerken hissedemiyorum. problem benimle paylaşılmayanlar mı yoksa benim paylaşmadıklarım mı ? şimdi evet kabul edelim kuşkulandırmayacak şekilde herkesin herkesten sakladığı bir şeyleri vardır. olmalıdır. ama bu kırmızı don giyiyorum kimse bilmemeli gibi bir şey değil. akşamsefası diye bir çiçek vardır. niye akşam açtığını çocukken bilmezdim hala bilmiyorum çünkü hiç sormadım. çünkü hiç şüphe etmedim. güzeldi, renkliydi, benimdi. bunun gibi bir şey. çocukken balonlar tavana çıktığında abime hiç sormadım nasıl oldu diye. ama sen mi şişirdin dedim. şimdi yavaş yavaş asıl soruya geliyorum. gerçekten inanmadığım varlıklara soru sormam. bir fiile soru soramazsınız. niye kokmaksın sen. niye ölmeksin. çünkü biliyorum cevap alamıyorum hiçbir zaman. anlatılan her şeye inanmak da bir bakıma soru sormaktır. ben korkarım her şeye evet diyenlere. her anlattığıma gülenlere. acırım gibi oldu bu “korkarım” kelimesi. de hali olmayınca böyle oluyor işte. gelelim inanmadığım varlıklara. insanlar. çoklar, kalabalıklar, tek bedende birkaç taneler. gözleri dört tane. kulakları 7 tane. cinsel organları bir tane. birtanem der insanlar sevgililerine. insanın bir tanesidir çünkü o. insanlar topraktır, kumdur benim için. ben her gittiğim yerin toprağını alırım ve her kumsalın kumunu. karşıma koyar konuşurum. ölçer tartar elerim. eleğim deliktir. geçer çoğu köprüden. inanan varlıkların köprü korkusuna gıpta ederim, hakiki olanların korku eyleminin sonucu olarak iyilik yapma eylemini gayet başarılı uyguladıklarını bilirim. ama onlar bile belli bir kesime karşı düşüncelerini mancınığa koyup ateşe verebiliyor. az önce dedim su büyük bir gerçek aslında. su altında su üstünde su içimizde su her yerde baktığında. su tek inandığım su tek güvendiğim su en güçlü benim için. geliyorum asıl soruya. su benim için her şeyi yapabilir mi. anlatayım. saydım yukarda uzayda normal hayatta falan her ne ise hiçbirinde bir yerim olduğunu düşünmüyorum. bazı şişeler açıldıktan sonra kapanmamak için yapılır. şişeyi at diye değildir ama o kapağı at diyedir. ben hep kapakları biriktirmişim. ve şişeleri hep iyi yerlere atmışım. kendimden çok uzağa fırlatmışım. anlam bozukluğu olmasın iyi yerlerde olan bir şey fırlatılamaz olsa olsa en kötü ihtimal bırakılmıştır. evet su benim için her şeyi yapabilir. yaptı da. ben insanlarımı, topladığım topraklarımı arka bahçede biriktirdim. ana kapıyı göstermedim hiç. bu da aslında açıklıyor derecelere niye inanmadığımı. güç elimdeydi. su bendeydi. toprak çamur olduğunda benim için biter. anlatabiliyorumdur umarım. ertesi gün oldu kapıya vuruyor birileri sesler duyuyorum. hiç hesap etmemiştim yağmuru.