güven

hep başkasının ağzından kabulleniriz şeytanın gerçeğini
her duyduğunda o ibareyi o öder senin ücretini
arkandan süzer şöyle bir der ki sonra mı önce mi
kalakalmak en yüksek anlarda bile çökertebilir beynini
en basit karanlıklarda bile yerli yersiz  gelebilir yanına
ışık, “yapmayı unutacaklarım” listene eklenir istemli veya istemsiz
kısık sesle konuşanlara kapılırsın duymadığından
her kaçan otobüsü o gibi görüp küfredersin durmadığından
ve adam akıllı tamam deyip gidemezsin sebepsiz bir şehire
cüzi miktarlar barındıran cüzdanlardan hayır gelmediği gibi
niye sorusunu ve kimliksizliği örtebilecek yamanın para sanılması da tehlikedir
o ise bu gibi durumlarda görünmezlikten esinlenir
senin her adımının altında her bakışının içinde her kelimenin içindedir
arkanı döndüğünde şöyle bir süzecektir

güven!
adamı al aşağı eden
yılların sinsi sahibi
bir bölü bir oranda yansıyan
kanı candan ayıran…

ters çağrıldı oyuktan sonra gelecek olan
hiç aldatılmamış kadar masum organıyla
ve ışıklar tozu belli ederken koynundan sokulan hırsıyla
panikledi oyuk
sayıkladı çocuk
gelen komasıydı
küme dışı edilen bir anne
anne baba kümelerinin kesişiminde oluşan bir çocuk
komasıydı çığlığı
yankılandı zamana karışarak art arda
tasarlanan o gün ki şartları takiben “sol”den “la”ya bir sus payı idi.