geleceksizliğimiz

ilk öpüşmemizdi, ilk öpüşmemizdeki utançlığın sebebi
kollarıma hakim olamayışım, içimden bağıran o adama yenik düşmemdi
yenik düştüğüm yeşil yeşil bakan bir çift göz perdesiydi
katibin evet demesi yeterdi tüm bilinçsizliğimi gizlememe
ve selvinin boynu gibi büküktü geleceksizliğimiz
korkum da buydu, yazdığım ilk mektupta bahsetmek istediğimde
ilk sevişmemizdi, ilk öpüşmemiz gibiydi
ilklerin ilgisi sarmıştı yatağın dört bir yanını
yıllar öncesinde zar zor alıp da zar zor sığdırdığım yataktı
ilk kez bu sahneye tanıklık etmiş değildi
masumluğunu yitirmişti bu yüzden ama yinede narindi
tüm çabalarıma rağmen kurtaramadığım japon balıklarım
ölü bir şekilde gözleri açık bizi izliyorlardı
cennetleri şad olsunki onları gömmeye bile kıyamıyordum
ilk çocuğumuzdu, ilk sevişmemizde oluşan
tesadüfen doğuş günü oluş gününe nazire edercesine yılın başıydı
yürümesini göremeyeceğimden korkuyordum
adını ne koyduğumu bilmeyen yoktu adı Su’ydu
ölümsüzlüğüm için dua ettiğim tek gündü
yürüdüğünü gördüğüm gün ölüm günümdü
ve selvinin boynu gibi büküktü
geleceksizliğimiz