evrene eş

yaşadığını hissediyordu ömrünü evrenle eş tutarak
ya da yaşıyordu
bir eş
bir tamamlayana
bir haricine ihtiyaç duymadan
bir yandan da duyuyordu karanlıkta
ay gibi aydınlatacak bir yüzü

alışmıştı
paylaşmadan karışmadan
içiçe geçmeden
köşeli duygularda dolanıp
varamıyordu sona
istediği çizgiye gelemiyordu
birleştirebileceği iki paralelin
ikisini de bulamıyordu

önce iki paralelden birinin kendi olduğunun farkına vardı
sonra ikinci paralelin çok yakınında olduğunun

evreninin yarısını doldurmuştu
diğer yarısını arıyordu
o en masum anında denk geleceğini hiç bilmiyordu
bilemezdi de
oysa her şey paylaştığında, içini döktüğünde güzel oluyordu
hep tecrübe ettiği güzel olan ne varsa biter tezinden kendini severek kurtulmaya çalışırken
kendinden çok sevecek bir kadına denk geleceğini nerden bilebilirdi

o kadına
o kadının ruhuna
o kadar güzel dokunmuştu ki
inanmazsa diye de kendini yiyip bitiriyordu

şimdi
günler aylar sonra
yarım kalmış satırların devamına vesile olan kadına içiyor
içip en güzel anları biriktiriyorum
en güzel anlarımıza
kötü günlerin geride kalışına
ödünsüz bir geleceğe
evrene
evrenimize.