dolaşıyor kaldırımlar

şimdi dönüp dolaşıyor kaldırımlarsorular soruyor teninde izi kalan her bir adıma“hoş mu bu yaptığınız ? acımıyor mu sanıyorsunuz ?”izmaritler, tükürükler, bilumum iğrençlikler…“hanginiz narince bir yaprak gibi değecekhanginiz öpecek eğiliphanginiz kanını dökecek üzerek beni…”kar, çamur ve yaraya basılan kimyasal tuzlar…görüp garip davranışlarını insan oğlununşehrimde kalmamış diyorum adını kendine yakıştırıp adından yola çıkan düşüncesaçını herhangi bir renge boyadığında felsefesini üstlenensünnet olunca erkek olduğunu sananekranı kaplasın diye her vücuda baskı uygulayan…gece ile gündüzü karıştırıp renk katıyoruzhayatın renkleri neydi unuttukses tonlarından yoksun tek düzehep aynı yolların yolcusuhep aynı durağın üşüyenihep aynı büfenin müşterisihep aynı gazetenin hiç okunmayanıhep aynı klavyenin en sadık dokunanıhayalinde bir 5000 feetkar, çamur ve yağmur önemi yokvursun Boran, Botan alışık.