dile atılan serpme

sormayacağın sorularda kabullenirsen kendini anlam verilemez bir karanlıktan tokat yersin.
kızarmaz kıpkırmızı morarmaz belki yüklüce ama öyle bir oturur ki içindeki o ateş bile söner.
dur demek insana zor gelir kadeh masada durduğu sürece ya da yeter ulan deyip kırmadığın müddetce.
“telaş etme çocuk ecelin tez gelir…” gelsin gelebiliyorsa gelsin derim ben de bu trene.
binip giden bininci pişman olmaktansa tabuta ters girerim de binmem baba o trene.
affedersin sen de beni o günlük, sadece bir günlük yani, yoksa bilirim küslüğün dünden de öte.
tanrı denilene taktığınız isimlerden mi yüce, yoksa yoksa yine bilir misin her şey üst üste.
gelir bir önceki cümleden sakındığım sakladıklarım ve senin -cahil- alt takımlarınla savsakladıkların.
gelir her şey o gönderdiğim trenle geri gelir içi boş dolu yalnızlık adı altında gelir.
çıkan yeter ki sadece gıcırtılar olsun ne önümdeki makine yağı bitebilir ne de o sigara sönebilir.
yoğun değil aslında çokluğun ezici tarafı hiç bilmeden de hesaplayabilirsin oranla buranı.
buram buram kokarsa sokağın başından benim köftecinin dini şükrederim açlığa belki.
gülmek yakışana yarışan olmasın ki benim köftecinin ağzı her açıldığında gülmek mecburiyetinde olmayalım.
yok yok böyle değil söz gelimi gelini hangi gece sikecektik biz hiç affetmeden tecavüz eder gibi?
her şeye bir kılıf bulmuşlar peki ya bu yedi dikişin hesabı? neydi neşterin suçu günahı.
arkadaşlığımız bu noktada sen ile ben arasına çekebileceği kadar uzun metrajlı film çekecek.
satış işlemleri her zaman senin tarafından gerçekleştirilecek ezilen düzülen halkın tarafıysa ben olacağım.
mualla kaç gecedir bu yalnızlık bana poşet tutuyor kus çocuğum diye haberin var mı?
olmaz tabi sen ötekileşen adamların çete başı gücüne sahip organlarıyla eleleyken diyafon adımı bağırıyordu.
“kapıyı açın popopolis” korkaklar kafasına kuş boku düşeseciler ömrü valiz içinde çürüyeseciler.
azgın sular hep bu hallerden kurtardı beni seni de right kabul edersem sol kulağıma itiraz etmez kimse sanırım.
bak yine sensiz de yapamıyorum şu beyaz önlüğün üstüne akıtsam seni her giydiğimde gülsem falan fena olmaz.
biraz düşünmem gerek seni atana kadar damarlarımdan kendimi de tüketirsem ne olmaz?
iyi olmaz adamım iyi olmaz.
işler sarpa sarınca annemin sarması gelir aklıma hani daha pişmeden yiyebildiğim zeytinyağlı olduğu için.
ben de seni çiğ çiğ yedim bebeğim karaciğerimde hapsettim seni artık orda tükenip çürürsün de left rahat eder kendi tarafına kavuştuğundan.