bir onda üçü kadar

öyle basit bir şey ki bir onda üçü kadar
aklın sığabileceği kütle siyanür de içsen bir onda üçü kadar
dün geceden koptu yine paletteki kırmızı tonlar
amacı hatırlamak değildi belki ressamın ama tablo onu istiyordu
para satın aldığı zaman bunu hep yapıyordu
sen öne çıkıp da kullanırsan bir onda üçü kadar ayrı meseleler leylekler aracılığıyla geliyordu
rüzgar savursa da firuze boyansa da geceleri o hep geliyordu
usul el ayak çeker erkân etraflıca toparlanırdı
hiç olmayacak dersin olacağı tutar tüm halk-dediğim 30 40 kişi- bir odaya doluşurdu
mikrofon gür sesin yerini henüz ele geçirememişken
ve herhangi bir güvenlik önlemi alınmamışken
bilmeden görmeden kör kurşun adressizliğiyle adamı vurdu
tablo işte bunu anlatıyordu
ve sahibi -tablonun- ölen adamın dedesi olduğuna kızıyordu
öyle basit bir şey ki bir onda üçü kadar
öyle zor ki değiştirilemeyen ve geri getirilemeyen cesetler