bir gecelik ölüp geri gelsem

fırtına kopsa bu sesin tizliğinde
ve sarpa dair titizliğimi duyurabilsem derinliklerimde
hiç tecrübe etmeden girsem bir yola
en azından böyle hissedebilsem
telaş içinde bir kalem bir defter gibi sığabilsem bel çantama
kulaklığı boynuma dolayıp boğabilsem kendimi müziğe
durağa geldiğinde otobüse binmeyelim şıkkını seçsem
yağan kar olsa tutsa yerde
kalsa erimese kalbim gibi
üzerine yatsam üzerime yağsa donup kalsam
kış günü mangal olsa
akla ziyan çoklukta et satın alsam
yaksam
ateşin başında ellerimi kurutsam
bir su bardağıyla yalnız kalsam
köpek sesleri arınmadan gelse
it ulurken sabaha karşı parlatan güneş doğsa
yüzüme işese
o sıcaklığı hissetsem elmacıklarda
dağlara baksam dünyanın tam ortasından bakarmışcasına
değişimi farketsem
kendimi kendimle eşelesem
kayıpları çabuk donan alçıyla kapatsam
pürüzleri tırnaklarımla kazısam
yola koyulsam ali kıran gibi
tekdüze sapmadan tabancama varsam
elimi kolumu bağlayan hayatı assam
bir gecelik ölüp geri gelsem
cehennem de olsa buna razıysam
en sevdiğim mevsimde vurulsam
garibin aşkı
zenginin uykusu
şarabın nuru
avcının tüfeği bolsa
kar yağsa üzerime
bir gecelik kardan adam olsam
erimemek umuduyla uyusam
annem uyandırmasa
uzaklarda kalsam
sussam…