aldırış et

sabırsızlık tatmadığım bir şey mi
hayır değil
ama sanki her geçen gün seni kaybediyormuşum gibi bir his var içimde
bu çok uzaklardan gelen çığlıklar gibi kulaklarımı tırmalıyor
kalbimden beynime tırmanıyorsun içime işliyorsun gitgide
işte bu hiç tatmadığım ve alışık olmadığım bir şey
bu yüzden ne yapacağımı bilmiyorum
bu yüzden her günü iple çekiyorum
bu yüzden hiç bir günüm niceleşmiyor
kendime soruyorum nerde nasıl niçin niye ne zaman ve kim
kim olduğunu bilmiyorum
yüzüne bakıyorum -özelliklede gözlerine- sen de kim olduğundan bi habersin
geçmişin önüne geçtiği bir yolda onu izlemeye mecburmuşsun gibi
çok geçmeden, mesafeler bize küsmeden bana aldırış et
ateşle keselim benliğimize yapışan kuyruğumsu geçmişi
canımız acısın, kanımız kaynasın hatırlamadığımız her an için
ve hatırlanacağımız anlar için bir yudum sen bir yudum ben içelim
bilirim rüyalar yanlarında riyaları taşırlar
kimi zaman zor gelir ilerlemek onlara
yılanı güneş, güzeli çirkin yaparlar
bu gibi durumlardan ötürü rüyalara inanmamaya çalışır genellikle de zihnimde tutmam
ama son günler bir garip
son günlerde gördüğüm rüyalar çetrefilli
anlatamam ki çok başka, bilinenden apayrı
hepsinde sen hepsinde ben
ve baktığımda birbirinden kopmuş iki yarım elma
hiç sırıtmıyor yan yana gelince
hiç sormuyoruz yakışıyor muyuz diye
gerçekler kerelerce doğrulanmak ister mi
tanımadığım sen tanımadığın benle olduktan sonra neden olmasın…
.
.
.
yalanları yok etmek istersin bazen
çünkü içinden geleni yapmana engel olurlar
yüzünü asıp oturmana sebep olurlar
zordur ağırdır yalanla yaşamak hele de sır niteliğindeyse
neyse, yine çekip gittin öylece
arkana dönsen anlardın dur diyeceğimi
ama yalanlar sağolsun içimden geleni yapamadım yine
perdeleri açıp gökyüzüne bakıyorum
derin bir nefes alıyorum
griye çalıyor gökyüzü mavisi
sesler katliam oluyor kulaklarımda
sadece seni duymak istiyor sadece seni görmek…
aldırış et, bana aldırış et tek dileğim bu