ah beynim sus artık

façalı insanların dövmeye hasretliği
ah beynim sus artık
tedavülden kalksada nuh serpen yağmurlar
içimde bıraktığın pervazlıkla hep ilintiliyim
keşke dememek için kestiğim dilim kanıyor
susasamda farketmem herhalde kuruyup giderim
ömrüm törpü olmuş yok olan mezarlıklarda
uçup gelse de unutma meleği
gözlerimi çaldığından göremem
kokunu duyduğum için koklayamam
ve
ve senin konuşmalarından duyamam onu
basiti gerekirse unutamam yani
pamukların içinde koşmasakda
piramitlerin arasında -yıllanmış- kum yuttuk biz
sen o bankta oturup hatırlamak için bugünler derken
şipşak ve sonunda bir fotoroman olduk
sonunu benim sayemde mutluluğa bağlamam
sen ölsende değişmeyişimdi

gökyüzünde yaşanan yalnız yeşillik
ah beynim sus artık
manifestosu eksik değilki rıhtımın
zaten kullanış olarak pek bir ilimli
surların arkasında bir aile kurmak
ebediyen insanlığa arzusuz bakmak
durgun akardı Nil karmaşası
yaşasamda bu tekliğe ulaşacağımdan
buna olan arzumu hedefe odaklayabiliriz
karmaşık gelebilir yaşanan anlığım
düzlemde orijinde bulabilirsiniz beni
tanımak için yani kapasitemi
sıfıra sıfırdan başlamak gerekir
ve
vesiz kalsın…