ağır roman

tırmanır ayaklarım boş rüyalar üryanından çıka gelse sevdiğim şu karşı kadrajın aralığından kıyılarımda iyice sığıya çekilir çaresizken gün batımından korkmak elde kalan tek doğal davranışsa sokakları alt üst ederim kaldırımlar kanlarımlan metrelerce içki çektim ciğerlerim sandığından bilinç altı paranoya ve yazmalarla saklı silahımdan çıkacak bir mermiye bakar hayat doğmayan güneş aydan hesap sorar kazdığım bu mezara tanımadığım bu benler nasıl sığar söyle ızdırap tanrısı gülmedin ki hiç yazıldığından beri bu ferman takvimlerin renkli günlerinde 48 saati geçer uykusuz kalmam anıların da sonu vardır şurdan dönünce sol taraftan gideceksin dümdüz torkun yetmezse üşüyeceksin elma yanaktan adını alaz koyarsın gebe kalan kadınların sonuncusundan olandan bekaretini korur o da senin gibi bir adama rastlamadığı zamana kadar yaşadığı hayatta hayattan kopanlar çaresi sakız gibi ayakkabı altına yapışandan beklemezsin iş güç dua beyni dörtlü arar ara verdiği felek masasına -aaah- kriminal geceler pataklar dikiş atar ve yataklık yapan zalim için arama motoruna ekonomik özgürlük yazan şerefsizin sahipliğinde kendi yalanında olan oyunların en pahalısında birden fazla masaya oturan hayat silip atar bu gibi anti-iktidar durumlarda anti-depresan adedini artırarak intihara kalkışandan ne yol olur ne fabrika iletilir burdan arza talep etmezsen kendini ne hayır gelir satılacak maldan bunları düşünen aklıma sorular sormak isteyen herbir doktordan tazminat istedim “ben böyle değildim sonradan oldum” şarkısı arka fonda dakikalar kış ikliminde saatlare kar yağdırır elim yorulmaz iskelet takıp çıkarmaktan beynim bıkmaz yeni diktiği fidanlara can suyu akıtmaktan sesim kısık ama duyabilsem kendim yeter ağzımdan benimde fikirlerim var kendime sakladığım kendimse bu yazıların arasında var olan bir yokluktan bulabilirsen çıkarma çünkü nasıl bulduğun kısmayla ilgileniyor bu adam suç arar yeni nesil gizil duygular armoniyi çağır gelsin kulağa soframızda içki var durmak yerine duymak olsun bu gece de yazabilirdim ağır roman.