Bazen Nobran olsam da

Kırmızı bir balığım vardı
Adı Nobran
Kendime benzetirdim onu
Kaba
Sert
Sessiz
Sakin
Adı da ordan gelir
Ama bazen de
Dünyanın
En tatlı
En haylaz
En şakrak
Balığı olurdu
Dört dönerdi etrafında
Parmağımı yakalamak için
Nobranı çok sevmiştim
Sürekli konuşuyordum
Beraber şiir bile yazıyorduk
Hayatımda bir şeyler değişti
Nobranın yerini değiştirdim
2 hafta dayanamadı
Bir sabah kalktım
Nobran halının üstünde
Sert
Sessiz
Sakin
Şen şakrak halleri ise ruhu ile uçup gitmiş…

Sen benim yerimi hiç değiştirme sevgilim
Ben hep oranda
Gözlerinde
Kalbinde
Aklında
Kalayım
Bazen Nobran olsam da…

Her şey ile bir anda

Doğduğumuz günden beri hayatımızın belli dönemlerinde inişler ve çıkışlar ile karşılaşıyoruz. Bazen mecburiyetten bazense hiç beklemediğimiz bir anda içinde bularak kendimizi. Ama hep yaşayarak. Ama her şeyi. Ama nefes alarak.

Bir anda her şey olabilir
Bir anda hiçbir şey olmaz
Bir anda kırılabilir
Bir anda sevinebiliriz
Bir anda ağlayıp
Bir anda gülebiliriz
Bir anda eğlenmemiz gerekir
Bir anda sessizce oturmamız
Bir anda sen daha farklısındır
Bir anda karşındakine sığınırsın
Bir anda kaçmak kolay gelir
Bir anda kopmamak asla
Bir anda dertlere dalarsın
Bir anda hayallerin bulutuna
Bir anda mavidir her şey
Bir anda gri
Bir anda gördüm seni
Bir anda öncekilerden farklı
Bir anda sevdim sesini
Bir anda sarılasım geldi
Her şey bir anda oldu
Her şey anında güzel olduğu için
Her şey zamanında yaşanacak
Her şey seni sevmekle başladı
Her şey seni severek sürecek
Her şey planlı olmayacak ama
Her şey
Bir anda
Olacak

birgün hatırlat bana nolur

İyi insanlara rastlamak kolay değildir
Rastlamakla da olmaz genellikle
Seni alıp senden öteye götürebilecek kadar yürekli değildir herkes
Korkularıyla bir ömür yaşamaya eyvallah demiştir çoktan
Hiçbir şeyi umursamamak uzun süre iyi gelmişti bana
Farkında olmadan yalnızlaştırmıştı aslında
Yalnızlık da güzel geliyordu ister istemez
Ama bigün gerçek bir rastlantı yakaladım
Kalbine girebileceğim gözlerinin içinde kendimi görebileceğim güzel bir yürekle yeniden tanıştım
Beni ben yaptı beni ben olduğum için sevdi
Bende onu…

Boşluğa düşerken ikimizde
Hatta düşmüşken
Ellerimizi tuttuk
Güvendik sevgimize
İyi insanların derdi çok olur sevgilim
Çok düşünürler çok yorarlar güzel akıllarını
İkimizde öyleyiz
Ne zamanla ilgisi var
Ne sevgiyle ne de başka bir şeyle
Bi anda alıp başımızı gidesimiz geliyor
Kaçıp kurtulup tüm angaryalardan
Bize düşman olan her şeyden
Sokulup içiçe günlerce hiç çıkmadan yataktan
Kokularımız sarana dek birbirini
Ölümsüzleştireceğimiz bir yola gitmek istiyoruz
Sana yazmak sana söylemek istediğim
Kimselerin bilmediği o kadar çok hisim var ki
O yıla çıktığımızda anlatacağım hepsini
Şimdi sen umarım musmutlu uyurken
Ben senin nefes alışını tam şuramda hissediyorum
Bir film izliyoruz
Adı dünya
Adı hayat
İçinde her konu her tip her ritüel var
Ama biz izliyoruz biz figüran değiliz
Biz başrol oyuncusu değiliz
Biz her şeyi görüyoruz
Yaşıyoruz
Öğreniyoruz
Hazıra konmuyoruz
Bunun tadı başka sevgilim
Bunun tadı öyle bi çıkacak ki
Ne senin bir daha o ay tenli yüzün düşecek
Ne de benim gözlerim dolacak
Bir gün hatırlat bana
Nolur
Bizi biz yapan değerlerimize içelim
Musmutlu uyu
Musmutlu uyan sevdiceğim…

ve işleyecek hep

kalbime düştüğün günden beri topladığım her bir yıldız şimdi gökyüzünde bize bakıyor
saklandığım ya da kaçtığım ne varsa bugüne kadar şimdi hepsi gün yüzünde
seninle başlayıp seninle sürecek olan bu yolu resmedebilseydim
her gün yeni bir renge bürünen ve sürekli açan bir çiçek çizerdim
gözlerini kapatıp hissetmek ister ya insan aklından geçeni yanı başında
sen her karesinde her anında varsın
o çok küçük detayların
o kocaman rengine aşık olduğum gözlerin
ellerin, sesin, ay tenin hepsi buram buram
hepsi içime işlemiş
ve işliyor
ve işleyecek
hep.

evrene eş

yaşadığını hissediyordu ömrünü evrenle eş tutarak
ya da yaşıyordu
bir eş
bir tamamlayana
bir haricine ihtiyaç duymadan
bir yandan da duyuyordu karanlıkta
ay gibi aydınlatacak bir yüzü

alışmıştı
paylaşmadan karışmadan
içiçe geçmeden
köşeli duygularda dolanıp
varamıyordu sona
istediği çizgiye gelemiyordu
birleştirebileceği iki paralelin
ikisini de bulamıyordu

önce iki paralelden birinin kendi olduğunun farkına vardı
sonra ikinci paralelin çok yakınında olduğunun

evreninin yarısını doldurmuştu
diğer yarısını arıyordu
o en masum anında denk geleceğini hiç bilmiyordu
bilemezdi de
oysa her şey paylaştığında, içini döktüğünde güzel oluyordu
hep tecrübe ettiği güzel olan ne varsa biter tezinden kendini severek kurtulmaya çalışırken
kendinden çok sevecek bir kadına denk geleceğini nerden bilebilirdi

o kadına
o kadının ruhuna
o kadar güzel dokunmuştu ki
inanmazsa diye de kendini yiyip bitiriyordu

şimdi
günler aylar sonra
yarım kalmış satırların devamına vesile olan kadına içiyor
içip en güzel anları biriktiriyorum
en güzel anlarımıza
kötü günlerin geride kalışına
ödünsüz bir geleceğe
evrene
evrenimize.

yine de güzellll

ne gariptir içi insanın yalnız olunca
ordan oraya sürüklerler seni
sen de izin verirsin buna
hakları var mı buna
var
sen verdin sen yaptın sen büyüttün isteyerek
sevdin bile bile
ördün bütün ağlarını
kimse su atmayacakmış gibi
korkup yolmayacakmış gibi
hiç bahsi olmayan sonlar
şimdi yeni başlangıçlara evrilmiş
kim için
bilinmez
yeni bir başlangıca gerek
ne gerek
varsın olsun ayrı ayrı
varsın sen kendi başına
ben bir başıma
taş olalım
kırmak için kırk yoldan su taşırlar
olsun
güzeldi diye bitti ya zaten
güzel olanın sonu hep aynı
sen başlarken söyledin
ben biterken anladım
anımsadım
hala geçerli biliyor musun
dediğin gibi
yine de güzellll

açıkça

arka sayfalarında küçük notlarla
bir yuva inşa edilmiyor
açık açık söyleyeceksin
oluyorsa zaten oluyor

çerçeve

bir yansıma önünde çerçevenin
kimileri karalıyor ardındakileri
kimi de yanından ayırmıyor
zaman ya değiştiriyor her şeyi
ya da olduğu gibi sürdürüyor
daha fazlası yok şapkasında insanın
bir mucize değil serüvenimiz
kimliksiziz
taşın altına girmekten kaçınıyoruz
ama
nereye kadar
bize ait değil aslında bu karar
öyle anlar yetişiyor ki
içinde bulunmaktan kaçamıyorsun
sonra yönünü bilmediğin yollar
yollarda sen
ve bir fotoğraf makinası
karalamak ile ayırmamak arasında kalakaldığın.

sana bir vakitler

bir ömür nasıl geçecek
sorularından
sorunlarından kurtulamadığım bu süreçte
kim çıkamamış en dik yokuşu
ben biraz da kendime küskünüm
aynı telaşların içinde
aynı yanlışların peşinde
kayboluş bir gölge mi
gölgemden de ürkek
bir başınalık
kuytularda güvercinler gibi
uçabiliyorum istediğime
ama dönüp dolaşıp
tamamlayınca
uyuduğum yer aynı
bir anda gözlerimi açtığım
an aynı
beklenilen anların
ansızlığı
yük olmuş da
bir yandan zor geliyor
bir yandan başım üstüne
sana mecburmuşum gibi
ben
sana bir vakitler
ben
gelebilseydim
ferah ferah
olmuştuk
şimdi
öldüğümüzü düşünüyorum
gerçek midir buluşacağımız
var mıdır öyle bir dünya
ben ipleri kara
kötülüğün incecik ucundan geçmeyen
hisler ile
orda bir yerdeyim
geç kalmış
geç kalınmış doğmaya
günü gününe gelmemişim
sense bir yarısı olmamış
en can dolu dalını kırmışlar
adı budamak
denk gelirsek
fötr bir şapkada
tavşanın ağzında şansımıza
belki sevgiye denk geliriz.

hep*

IMG_2131.jpg

Üst akıl peşinde
Sahil boyunca
Bir sandal kimsesiz vakitlerde
Sırtını yaslayabileceğin
Yarım ıslaklığı
Denizden
O vakit ki
Pürtelaş kimileri
Anlamsızlığa döner yönünde
Dış kapılar haricinde
Tersine ne açılır
Sapmasın rotasından
Bir derinliğin daha
Son bulacağı seste
Dalgalar
Savunmamış gibi
Güvensizligini
Oysaki
Kapı
Kilit
Anahtar
Bir üçgenin yarısı
İki köşesinde
Bilinenler
Üçüncüsünden habersiz
Yansısında hapsolduk
Sildiğimiz heceler
Açılırken uzağa
Tersine dönmez mi o sandal
Sen içinde
Ben
Dışında
Köşesinde
Kuytusunda
Hep.

*fotoğraftan gelir esintisi