evrene eş

yaşadığını hissediyordu ömrünü evrenle eş tutarak
ya da yaşıyordu
bir eş
bir tamamlayana
bir haricine ihtiyaç duymadan
bir yandan da duyuyordu karanlıkta
ay gibi aydınlatacak bir yüzü

alışmıştı
paylaşmadan karışmadan
içiçe geçmeden
köşeli duygularda dolanıp
varamıyordu sona
istediği çizgiye gelemiyordu
birleştirebileceği iki paralelin
ikisini de bulamıyordu

önce iki paralelden birinin kendi olduğunun farkına vardı
sonra ikinci paralelin çok yakınında olduğunun

evreninin yarısını doldurmuştu
diğer yarısını arıyordu
o en masum anında denk geleceğini hiç bilmiyordu
bilemezdi de
oysa her şey paylaştığında, içini döktüğünde güzel oluyordu
hep tecrübe ettiği güzel olan ne varsa biter tezinden kendini severek kurtulmaya çalışırken
kendinden çok sevecek bir kadına denk geleceğini nerden bilebilirdi

o kadına
o kadının ruhuna
o kadar güzel dokunmuştu ki
inanmazsa diye de kendini yiyip bitiriyordu

şimdi
günler aylar sonra
yarım kalmış satırların devamına vesile olan kadına içiyor
içip en güzel anları biriktiriyorum
en güzel anlarımıza
kötü günlerin geride kalışına
ödünsüz bir geleceğe
evrene
evrenimize.

yine de güzellll

ne gariptir içi insanın yalnız olunca
ordan oraya sürüklerler seni
sen de izin verirsin buna
hakları var mı buna
var
sen verdin sen yaptın sen büyüttün isteyerek
sevdin bile bile
ördün bütün ağlarını
kimse su atmayacakmış gibi
korkup yolmayacakmış gibi
hiç bahsi olmayan sonlar
şimdi yeni başlangıçlara evrilmiş
kim için
bilinmez
yeni bir başlangıca gerek
ne gerek
varsın olsun ayrı ayrı
varsın sen kendi başına
ben bir başıma
taş olalım
kırmak için kırk yoldan su taşırlar
olsun
güzeldi diye bitti ya zaten
güzel olanın sonu hep aynı
sen başlarken söyledin
ben biterken anladım
anımsadım
hala geçerli biliyor musun
dediğin gibi
yine de güzellll

açıkça

arka sayfalarında küçük notlarla
bir yuva inşa edilmiyor
açık açık söyleyeceksin
oluyorsa zaten oluyor

çerçeve

bir yansıma önünde çerçevenin
kimileri karalıyor ardındakileri
kimi de yanından ayırmıyor
zaman ya değiştiriyor her şeyi
ya da olduğu gibi sürdürüyor
daha fazlası yok şapkasında insanın
bir mucize değil serüvenimiz
kimliksiziz
taşın altına girmekten kaçınıyoruz
ama
nereye kadar
bize ait değil aslında bu karar
öyle anlar yetişiyor ki
içinde bulunmaktan kaçamıyorsun
sonra yönünü bilmediğin yollar
yollarda sen
ve bir fotoğraf makinası
karalamak ile ayırmamak arasında kalakaldığın.

sana bir vakitler

bir ömür nasıl geçecek
sorularından
sorunlarından kurtulamadığım bu süreçte
kim çıkamamış en dik yokuşu
ben biraz da kendime küskünüm
aynı telaşların içinde
aynı yanlışların peşinde
kayboluş bir gölge mi
gölgemden de ürkek
bir başınalık
kuytularda güvercinler gibi
uçabiliyorum istediğime
ama dönüp dolaşıp
tamamlayınca
uyuduğum yer aynı
bir anda gözlerimi açtığım
an aynı
beklenilen anların
ansızlığı
yük olmuş da
bir yandan zor geliyor
bir yandan başım üstüne
sana mecburmuşum gibi
ben
sana bir vakitler
ben
gelebilseydim
ferah ferah
olmuştuk
şimdi
öldüğümüzü düşünüyorum
gerçek midir buluşacağımız
var mıdır öyle bir dünya
ben ipleri kara
kötülüğün incecik ucundan geçmeyen
hisler ile
orda bir yerdeyim
geç kalmış
geç kalınmış doğmaya
günü gününe gelmemişim
sense bir yarısı olmamış
en can dolu dalını kırmışlar
adı budamak
denk gelirsek
fötr bir şapkada
tavşanın ağzında şansımıza
belki sevgiye denk geliriz.

hep*

IMG_2131.jpg

Üst akıl peşinde
Sahil boyunca
Bir sandal kimsesiz vakitlerde
Sırtını yaslayabileceğin
Yarım ıslaklığı
Denizden
O vakit ki
Pürtelaş kimileri
Anlamsızlığa döner yönünde
Dış kapılar haricinde
Tersine ne açılır
Sapmasın rotasından
Bir derinliğin daha
Son bulacağı seste
Dalgalar
Savunmamış gibi
Güvensizligini
Oysaki
Kapı
Kilit
Anahtar
Bir üçgenin yarısı
İki köşesinde
Bilinenler
Üçüncüsünden habersiz
Yansısında hapsolduk
Sildiğimiz heceler
Açılırken uzağa
Tersine dönmez mi o sandal
Sen içinde
Ben
Dışında
Köşesinde
Kuytusunda
Hep.

*fotoğraftan gelir esintisi

kaldırıp atacak

kaçıncıydı kalkışın masadan
benimse kaçıncıydı vuruşum masaya
bir bilinmezlikti ki
ne bileyim dercesine içten
soyulmuş bir banka gibi
yakalanacaklar elbet rahatlığında
kimsenin senin sesinden
çıkardığın seslerden
haberi
bihaber
duruluş bu
dirilişten
güneşin bıraktığı izlerden
oscardan
galileodan
ortadan ikiye ayrılmış bir masa
tutturacak bir çözüm yok
çözümsüzlük
insan bağı gibi değil mi
ihtiyacı var kollarına
o masayı tutacak
ya da kaldıracak
gitle dur arasında bir limanda
salacak düğümlerini her bir gemici
yenilik için
bir için
gözleri
kızıllıktan çalacak
tonunda bir ağacın
keman sesi gibi
çığıracak belleğini
suratsız heriflerden biriyim
kime kalmış olsa
kim kisvesinde
kibirlenir
yolun da bu
yolunda her şey
oyulmadan saatlerin yelkovanı
en tehlikelisi bir taşın altında akrep
ama biri yelkovanın
tamamlayanı
yanisiz
bir vatka omuzunda
çifti kayıp
yolumsuz
taşı konmamış
mezarcısı uyanmamış
mezarların başından
sonrasında soba kovası
selamlar ordan.

eşlik eden şarkı: manuş baba – aşkın kederi

bilsin

biraz biliyordum
nasıl bilebilir ki diyebilirsin
geleceğin getirecekleri genelde suyun akışından
set çekmediysen
o akar
su akar
hiç duydun mu sesini
bilinmezlikten
doğa
güneş doğduğunda başlar
battığında her bir canlı içinde
kendiyledir
seni gün ışığında alıp götüren meşgaleler
battığında biter
kalakalır
öbür devrinde dünyanın
sen de kimsesizlikten
dem vurup devrilirsin
kalıpların
kargaşaların
kaçmaların
ısrarların
olduramadıkların
oturdukların
yılların
kaçıncı diye sorar
saymamışsındır
konduramadıkların
kaçırdıkların
da seni saymamıştır
bir döngüden ibaret ya her şey
güzelliğin de ondan
seni kaçıran dilleri
hiçbir zaman öğrenemeyecek oluşu
bir parçası dindiremediğim
üfle akışına
yak kaldırımları
olsun beklediklerin
ara verse de
bilsin.

gerisin

İkisi de soğumak için ölüyordu.
Balkonun kapısından geriye adım atıp perdeden kurtulmuşlardı.
Yanmadan sönmek istedikleri için itfaiye gelmiyordu.
Şehrin öbür meme ucunda bir yangın çıktığını söylemişlerdi telefonda.
Salon kapısını yumuşatan bir mekanizma yoktu çat diye duvara vurmuştu kolu.
Koşuyorlardı el ele peşi peşine.
Mutfaktaydılar.

wordpress admin bar aboneler için kaldır

add_action('set_current_user', 'cc_hide_admin_bar');
function cc_hide_admin_bar() {
if (!current_user_can('edit_posts')) {
show_admin_bar(false);
}
}

Kaynak: http://css-tricks.com/snippets/wordpress/remove-admin-bar-for-subscribers/